23.11

2018

Öğretemiyoruz Öğrenemiyoruz.

Ali Erdem

Bu öykü, 24.11.2018 tarihinde günün denemesi seçilmiştir.



Bugün öğretmenler günü. İlgili yetkili açıklamalarından, görsel yazılı medya haberlerinden en nefret ettiğim gün bugün. İlk haber ve açıklamalar sanki öğretmenlerin en öncelikli ve tek sorunu paraymış gibi gün boyu para açıklama ve haberleri dinleyeceğiz. 24 Kasımı öğretmenlerin dilenme gününe çevirmek için bugünün içine edecek kendini öğretmen hakkı savunucusu zanneden şarlatanlar da kamera karşısında yerini alacak. Şu kadar maaşa zam şu kadar ikramiye ek ders ücreti isteriz falan. Tamam öğretmenlerin maddi sorunları olabilir emeklerinin karşılığını alamıyor olabilirler ama tanıdığım hiçbir öğretmenin gündeminde bu ilk sıralarda değil ki öncelikle bahsettikleri şey eğitim sistemi, saygı görme, güvenlik, idari, siyasi sendikal sorunlar aile birleştirme, tayin çeşit çeşit öğretmen statüleri vb konulardan sonra parasal konular.

Sistem kaynaklı sorunu çözmek yerine kolayı bulmuşuz öğretmen iyi değil, öğrenci çalışmıyor. Siz hiç sevmediği meslekte çalışan gördünüz mü? Öğrenim hayatım boyunca ortalama yüze yakın dersten, yüze yakın öğretmenden eğitim aldım. Okuma yazmayı öğrenmek, onun dışında tüm dersleri sınıf geçmek için okudum. Öğrenmek için ders aldığım ilkokul öğretmenimi ve öğrettiği okuma yazmayı hayatım boyunca hiç unutmazken, sınıf geçmek için ders aldığım doksan dokuz öğretmenin öğrettiklerini sınıfı geçtikten hemen sonra, kendilerini de zamanla unuttum. Ben öğrenciyken çözülemeyen eğitim sorunları çocuklarım okulu bitirdi hala düzelmediği gibi daha karmaşık bir hal aldı.

Eğitim sistemimiz tam bir fiyasko ilkokuldan sonra liseye kadar altı yıl heba oluyor. Eğitim de marka ülkelerde İlkokulda okuma yazma öğrendikten sonra teorik eğitim yerini ortaokulda çocukların yetenekleri keşfetme, yetenekleri doğrultusunda yönlendirme aşaması olur. Lise çocuğun yetenekleri doğrultusunda mesleğini seçip o mesleğin alt yapısını öğrenmeye başladığı mesleğinde üniversite öncesi hazırlık aşamasıdır. Üniversite ise mesleğinin inceliğini öğreneceği uzmanlaşacağı öğrenim hayatıdır.

Sağlık meslek lisesini bitirip doktor eczacı biyomedikalci meslek lisesini bitirip mimar mühendis ticaret lisesini bitirip maliyeci mali müşavir ekonomist, adalet meslek lisesini bitirip hakim savcı, avukat sosyal bilimler lisesi bitirip kaymakam vali olan olan yok denecek kadar azdır. Oysaki üniversitelerin tıp bölümleri için sağlık meslek, mimar mühendis bölümleri için endüstri meslek lisesi, siyaset yönetim bölümleri için sosyal bilimler lisesi, ekonomi, iktisat bölümleri için ticaret lisesine gitme şartı olsa meslek seçimi liseden başlasa üniversitedeki her bölümün başlangıcı lise olsa daha donanımlı doktorlar mühendisler ekonomist yöneticilerimiz olsa iyi olmaz mı. Tabiki iyi olur 4 yıl boyunca o mesleğin alt yapısını meslek lisesinde okuyan öğrenciye tıpta mimar mühendislikte yönetim ve ekonomi dalında bir dört yıl daha eğitim verdin mi tam donanımlı mesleğine hakim İnsanları ülkemize kazandırmış oluruz.

Üniversitelerde bilim araştırma laboratuar arge bölümleri açılsa tasarımcı, mucit ve bilim adamı olmak isteyen çocuklar için bilim liseleri açılsa adalet liseleri çoğaltılıp hakim savcı avukat olmak isteyen hukuk fakültesine bu bölümden mezun olanın gitme şartı olsa ortaokuldan sonra çocukların hayalleri yıkılmasa daha iyi olmaz mı. Kalkınmak, güçlü devlet olmak için her lise meslek lisesi olmalıdır. Düz lise statüsüne dönüştürülen anadolu liseleri lağvedilmelidir. Meslek yüksek okullarının adı değiştirilip ustalık ve uzmanlık okulları olmalı kamu özel sanayi ve hizmet sektörünün ihtiyaç duyduğu kalifiye personeller yetiştirmeli ve geçişler ilgili liseden olmalıdır. Kısaca meslek lisesine kadar okuyan; memur işçi. Ustalık uzmanlık okuyan; usta, ara yönetici ve uzman. Üniversite okuyan; üst yönetici mühendis doktor hakim savcı v.b olmalıdır.

Bir kamu spotu vardı meslek lisesi memleket meselesi diye gerçektende meslek lisesi memleket meselesidir ama içi doldurulamadı iş adamlarına ilave meslek lisesi açtırmanın ötesine gidemedi bu kamu spotu gereği işlevsiz liseler meslek lisesine dönüştürülmeli eğitim sistemi değiştirilip bu okullara cazibe kazandırmak öğrenci profili değiştirilmeli hiçbir okula gidemeyen çocukların cezalandırmak amaçlı gidilen bir okul hüviyetinden önyargısından kurtarılıp meslek liselerinin eski günlerine döndürülmesi gerekiyordu.

Peki bizde durum ne? Ortaokul ve liseler sınavlar için hatim etme merkezlerine döndü. Eğitim sistemimiz sanki Aileler ve öğretmenlere çocukların onsekiz yaşına kadar yeteneklerini baskılama, hayal ettirmeme birkaç dersi ezber haricinde hiçbir şeyi önemsetmeme görevi vermiş gibi. Gerçekten durum vahim ders ezberi yerine çocuk eline pense tornavida alıp sanatkarlığa merak saldığında, spora müziğe ilgi duyduğunda yada bitkileri hayvanları doğayı keşfetmeye yöneldiğinde aileler çocukları için endişelenmeye başlıyor. Hemen karar veriliyor bu çocuk okumayacak. Çocuklarını bu ilgisinden vazgeçirmek ezbere geri döndürmek için psikologlara bile götürenler var.

On altı yılda ne öğrendin derseniz; matematikten dört işlem onunda toplaması. İngilizcem bir turiste hoş geldin, merhaba deyip adını sorduktan sonra bir şey konuşamayacak kadar. Türkçenin aklımda kalanı sadece okuma yazması. Fen fizik kimya biyolojide maddenin üç hali. Tarih sosyalde padişahlar, savaşlar, dandanakan, miryakefelon, mercidabık ama başta kim vardı orası nerde bilmem. Coğrafya bölgeler, denizler, göller birkaç ova ve ırmak. Dini kuran kursunda gördüğümle idare ettim. Resim tam bir fiyasko ne insan kafası çizebildim nede kolu bacağı gövdeye monte edebildim ama notum beden gibi yüzdü. Diğer dersleri bazısının adı aklımda kalırken bazısını gördüm mü görmedim mi hala emin bile değilim. Bu memlekette yaşayıp mesleki bilgisi dışındaki bilgi durumu çoğunluğun aşağı yukarı benim gibi olduğuna inanıyorum.

Hayatım boyunca öğrenmek istediğimi öğretenleri ve öğrettiklerini hiç unutmadım. Sanayideki Erol ustayı, santraldeki Kenan ustayı, özel kurstaki İngilizce, bilgisayar ve muhasebe öğretmenlerimi ve öğrettiklerini hiç unutmadım. Fakat eğitim sisteminin dayatması her dersi herkes gibi bende öğrenmek istemediğim için sınıf geçmek için önümde aşmam gereken engel olarak gördüm. Bir şeyi çok iyi öğrendik ders geçip sınıf atlamak için ezber yapmayı. Emin olun formalite dersten öte gidemeyen tüm okullardaki beden hocalarını spor lisesinde, resim hocalarını güzel sanatlar lisesinde, müzik hocalarını konservatuvarlarda toplasan öğrenci başına bir öğretmen düşer sporda sanatta müzikte belki o zaman başarı gelir.

Eğitimi düzeltmek için sürekli bakan, sınav, kitap değiştiriyoruz sonuç yine hüsran. Okulları materyalleri yeniliyoruz üniversite üstüne üniversite açıyoruz yine değişen bir şey yok kalite hep yerlerde sürünüyor. Okullar açılınca bir kucak dolusu kitap devlet verirken, bir kucak dolusu kitapta öğretmen aldırıyor sınav hazırlık test kitapları cabası çoğu açılmadan kalem değmeden çöpe değişen yine birşey yok. Ders kitapları yaşamımızda ve meslek hayatınızda hiç lazım olmayacak bilgilerle dolu onlarca meslekte kullanılacak bilgiler herkesin öğrenmesi için dayatılıyor. Hal böyle olunca okuldan sonra meslek hayatımızda kariyerimiz sendika, dernek ve siyasi partilerde şekilleniyor. Bazen liyakatsız insanların emri altında çalışabiliyoruz.

Hayatta lazım olacak bilgileri üniversite bittikten sonra alıyoruz.İşe girmek için ingilizce bilgisayar kurslarından başlayıp diksiyon, kariyer yapma etkili konuşma devam ediyor hatta bize yardım etsin diye koç tutuyoruz terapistlere gidiyoruz. Kamuda iş sahibi olmak isteyen Tıp mezunları dışında herkesi yine ezber becerisi gerektiren sınavlar bekliyor. Hangi üniversiteyi bitirdiğinin, diplomanın beceri yeteneğini hiçbir önemi yok. Öğrenim gördüğü dersler ve öğrendiği meslekten hiç soru olmayan kpss denen sınavda ezberi iyi olup üniversitede vasat olan bir öğrenci, üniversiteyi birincilikle bitiren bir öğrenciden daha iyi puan alıp atanabiliyor. Ya kamuda iş bulamayıp özel sektörde iş arayanlar öncelikle tecrübe deneyim istiyorlar, ingilizce istiyorlar, ekip çalışmasına yatkın olmamızı iyi bilgisayar bilmemizi sosyal yönümüzün iyi olması vb. gibi okulda değil kurslarda öğrenilen yetenek ve bilgi istiyorlar.

Devlet tasarruf için bile köydeki iki devlet görevlisinden imamı değil, öğretmeni alıp köy okullarını kapatıp çocukları şehirlere taşımakla büyük hata yaptı. Çünkü köydeki genç anne babalar sabahın köründe evden çıkıp, akşamın karanlığında eve dönen çocukları bu çileyi çekmesin diye şehirde bir iş bulup köyü terketmek zorunda kaldı. Tıpkı yanlış tarım politikaları nedeniyle daha önce köylerini terkedip şehirde taşeron işçi olan köy çocukları gibi. İllede tasarruf yapılacaksa tasarruf şehirlerde yapılmalı. Zorunlu haftada bir cuma namazı ayda bir nikah cenaze namazı için istihdam edilen imamı alıp köydeki cemaati taşımak, cenaze olunca o köye bir din adamı göndermek yerine Köy çocuklarına öğrenim hizmeti veren öğretmeni köyden alıp çocukları hergün ile ilçelere taşımayı tercih etmemeliydi.

Oysaki imam ne kadar köy için gerekliyse öğretmende o kadar gereklidir. İkisininde köyde olması zaruridir maddi olarak tasarruf gerekliyse önce imam alınmalı hergün çocuklar şehre götürülüp getirileceğine haftada bir cemaatle kılınması zorunlu Cuma namazı için köylüler şehre görülüp getirilse hem bu sebeple zorunlu ihtiyaçlarını da şehirden giderme imkanı olur ama ben imamla öğretmenin köyün sigortası olduğuna inanıyorum. Dini yada fikri suistimale karşı ikisininde güvence olduğuna inanıyorum. Emekli maaşına ilave bir asgari ücret verilse köyde öğretmenlik yapacak köyüne dönecek binlerce öğretmen var. Bu yol çokta ekonomiktir.

Sonuç olarak bu sistem bu müfredatlarla çocuklar öğrenemiyor, öğretmenler öğretemiyor. Okullarda pazarda köle seçer gibi bağış adı altında dolaylı yönden rüşvetle iyisi kötüsü diye hala öğretmen seçiliyor. Okullarda güvenlik en büyük sorun öğretmenleri veli ve öğrenci şiddetine, çocukları akran zorbalığına, okul çevresinde dolaşan torbacılara karşı korumak için özel güvenlik yetersiz kalınca poliste devreye sokuldu ama sorun çözülemiyor. Çocuklar sabah süklüm püklüm okula gelirken, akşam son ders zili çalınca özgürlüğe koşar gibi okuldan çıkıyor. Öğretmenlere not verme alo öğretmen şikayet hattı son bakan tarafından kaldırılmasaydı şimdi eğitimin cenazesini çoktan kaldırmıştık.

Bu vesileyle; Meslek memurluğuna doğru giden kutsal öğretmenlik mesleğinin toplum nezdinde tekrar eski itibarlı saygın yerini alması dileklerimle Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün eli ve dili olan sevgi, şefkat, sabır ustası tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.



Ali Erdem

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 18 yazısı bulunmaktadır.

Ali Erdem yetkili üye konumundadır.


Ali Erdem denemeleri
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri