» Cezmi Ersöz şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

05.05

2010

Bizim Günümüzü Aydınlatan Onlardı

Sepkin Coşkun

Bu öykü, 05.05.2010 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Salonun baş köşesinde resimler asılıydı bizim evde.
En başta Mustafa Kemal Atatürk, yanında İsmet İnönü ve onun yanında da dedem, amcam, dayım diye sıralanırdı.
Gururlu ve mert bakışlı, kaytan bıyıklı, sevimli yüzüyle bize bakardı dedem.
Bir madalya asılıydı sol yanında, istiklal savaşında düşman kurşunlarına vatan için kendini siper ederken, kör bir kurşun gelip sol göğsüne tam kalbinin üstüne saplanmıştı.
''O ne?'' diye sormuştum bir gün. ''Madalya'' dedi babam.
Uzandı, şevkatle dedemin yüzünü ve yara alan sol yanını okşadı.

'' Açlık ve sefalet vardı o zamanlar, parayla gel keyfim askerliği yapılmaz, zengin çocukları yaşarken fakir çocukları bir bir yıkılıp döşmezdi çınar ağacında solan yapraklar gibi.
Yedisinden yetmişine koşardı gönüllü olarak vatanı korumak için, canlarını bile esirgemeden.
Deden de onlardan biriydi.''

''Seferberlik zamanında on sene aç ve susuz,soğuk cephelerde uykusuz sizin için, bizim için, yani hepimiz için açlıklarına ayaklarındaki çarıklarını katık ederek korudular bu vatanı'' dedi babam.

Sonra, bir kitap getirdi.
Taa geride belli belirsiz bir askeri parmağıyla işaret ederek, ''Bak, bu deden! '' dedi.
1919 da Erzurum ve Sivas kongresinde çekilen bir fotoğraftı hatırladığım kadarıyla.
Küçüktüm o zamanlar, ama gururum benden çok daha büyüktü.
O belirsiz silüete baktım ve okşadım.

Ertesi gün gururla mahallede ki arkadaşlarıma gösterdim.
''Bakın, bu benim dedem, bu da Atatürk!''
Gülmüştü arkadaşlarım ''ha ha dedesiymiş, hiçte değil senin deden ne arıyor orada'' demişlerdi ve ben, bana inanmadıkları için çok ağlamıştım.

Olsun.
Belki de değildi ama, o resimde duran askerler bizim hem dedelerimiz, hem de atalarımız
değil miydi?
Hele biri vardı ki çelik gibi, binlerce askere kendini siper eden Atatürk.
O en sevdiğimdi benim.
Babam dedemden önce onu tanıtmıştı bize, onun kahramanlıklarını anlatmıştı önce.
Sonra, İsmet İnönü'yü.
Ekmeksiz kalmıştı, belki açtı çocuklar İnönü'nün deyişiyle, ama babasız ve de vatansız kalmamışlardı.

İnönü gündüz, Hitler ise gece.
Nasıl benzetebilir ki insan bunları bir birine?

Bir şey mi dediler? Ben sağırım duymadım derdi hayatta olsaydı eğer.

Kendini bilen bir Alman, adını ağzına bile almaz Hitler'in.
Okullarda bile tarih dersi işlenirken ya eveli ya sonrası işlenir.
Onlar için Hitler zamanı karanlık çağdır, yüz karasıdır kendini bilen bir Alman için.

En aydınlık tarih biz Türk'lerde var, tarihimizle hep gurur duymuşuzdur.
Tarihimize ışık tutan ve yarınlarımızı aydınlatan ise Atatürk ve İnönü değil midir?
Şimdi emanet aldığımız meşeleleri yarına taşıma sırası bizde.
Tökezlesek de arada bir yarınlara koşarken, yorulmadan taşıyacağız çocuklarımız için, torunlarımız için, yarınlar için. Söndürmeyeceğiz ne pahasına olursa olsun o ışığı.
Ama şimdi ; ne olur, bırakalım da rahat uyusunlar!



Sepkin Coşkun

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 10 öyküsü bulunmaktadır.

Sepkin Coşkun yetkili üye konumundadır.


Sepkin Coşkun öyküleri
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri