» Fazıl Hüsnü Da?larca şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

19.06

2018

Aşk'ın Çözüm Merdiveni

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 23.06.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Başı ellerinin arasında çatlamış merdivenlerin üst basamağında oturmuş düşünüyordu. Bir kaç damla gözyaşı çatlaklara düştü. Aşk ağlamaya alışıktı aslında ilk günden bu yana eksik olmamıştı gözyaşı. Bugün bir farklı akşamüstü yaşanmakta, aşk hep olmamışlara ağladı gidenlere terk edenlere söz tutmayanlara ama bugün farklıydı. Bunu gören diğerleri alışıktı aşkı ağlarken görmeye fakat farklıydı bu ağlama hissetmişler ve toplanmaya başlamışlardı merdivende.

Evden en son uğur böceği çıkageldi bakınmıştı her yere kimseyi bulamayınca oda merdivene inmişti. Merdiven her zaman toplanma merkezi olarak kullanılmaktaydı. Bütün toplantılar burada yapılır kararlar burada alınırdı. Uzun yıllar önce inşasına karar verilmişti. Aşk doğmuştu önce sonra papatya ve diğer çiçekler, aşka eşlik eden hisler doğdu peşi sıra ve en son uğur böceği doğmuştu. İlk doğanların ömrü bilenen zaman kavramıyla sınırlı değildi. Diğer yaşlanıp göç edenler onların her zaman bu genç hallerini görmesin ve kendi kaderlerine üzülmesinler diye ilk doğanlara gözlerden uzak bu ev verilmişti. Anadolu'da kimsenin bilmediği çok yüksek bir dağın zirvesine inşa edilmişti ev, dağın zirvesini çevreleyen bulutlar evin görünmesini engelliyordu. Zirveye tırmanmayı sağlayacak bir yolda yoktu zaten. Birde dağın her yanından aşağı doğru süzülen sular zirveye ulaşmayı mümkün kılmıyordu. İlk doğanlar bu yüksek zirvede olup biten her şeyi görür, duyar ve çözümler üretirlerdi.

Merdiven evin arka kısmında yer almakta evden açılan bir kapıyla ulaşılmaktaydı. Başka yerden merdivene ulaşma imkânı yoktu. Üst basamak tek başına aşka ait hemen onun altındaki basamaklarda aşka eşlik eden hisler, bir alt basamakta papatya ve diğer çiçekler, sonraki basamakta uğur böceği sonraki basamaklarda diğerleri...

Aşk hala ağlıyor, diğerleri onun ağlamasına alışık olsalar da bir farklılık vardı ve sessizce kendi basamaklarında bekliyorlardı. Aşkın ağlaması bu kadar uzun sürmemişti hiç. Sonunda papatya müdahale etmeye karar verdi. Aşk ellerini çekti başından etrafına baktı herkes ordaydı. Papatya başladı söze insan ömrüyle tam on yıldır burada ağlamanı izliyoruz daha öncede şahit olduk ağlamalarına bu defa niye böyle oldu. Bunun kadar uzun süren ağlaman hiç olmamıştı. Aşk papatyaya dönerek yüküm çok ağır bu defa ağlarken çözüm üretmek için düşünüyordum her bulamayışımda çözümü gözyaşım yaşlı merdivene aktı. Eskiden gözyaşım değdiğinde merdivenin çatlaklarına bir şekilde çatlaklar tamir olurdu şimdi on yıl dedin ne kadar gözyaşı akıttım çatlaklarda en küçük iyileşme yok. Papatya ve diğerleri şaştı bu duruma çünkü binlerce toplantı yapmışlar çözümler üretmişler kimisini çözmüş çözemedikleri kimisi ise şarkılara masallara konu olmuş yüreklere işlenmişti.

Diğer çiçeklerden birisi nedir seni tüm diğerlerinden daha çok ağlatan söyler misin. Aşk şöyle cevap verdi; ben tüm diğer duygu ve canlıların var olma sebebiyim ve kimi insan ve canlılar benimle nefes alır kimine ulaşamam engelleri vardır onlarda yüreklerde bir şekilde taşır beni, kimine ben ulaşmak istememem yürekler layık değildir. Peki, bu defa ne oldu diye araya girdi uğur böceği. Aşk uğur böceğine dönerek bu defa hem yürekler açık ve layık, engeller var ama ben hem ulaşmak istiyorum hem de ulaşmak istemiyorum. Sorun benim bu ikilemim. Herkes çok şaşırdı bu cevaba aşk kesindi ya olur ya olmazdı ya yapar ya yapmazdı ya da engel var der yaklaşmak istemezdi.

Bu defa aşk kesin bir karara varamamış çözüm bulamamış insan ömrüyle on yıl ağlamış gözyaşı dökmüş ama bir çözüm bulamamıştı. Eskiden olsa herkes kendi fikrini söyler sonunda aşk içinden bir fikri seçer ve çözüme ulaşılırdı ama aşkı bu ikilemde gören diğerleri ne söyleyeceklerini bilmeden oturmaya devam ettiler insan ömrüyle iki yıl daha geçmişti ki güvercin basamağına kondu. Çok uzun bir göreve gönderilmişti. Yorgun dönmüş basamakta yine toplantı olduğunu görünce eve girmeden basamağına konmuştu. Uğur böceği anlattı olup biteni. Güvercinde şaşırmış aşkın bu ikilemine bir şey diyememişti. İnsan ömrüyle bir yıl daha geçti aşk artık iyice telaşlanmış gözyaşlarını hiç tutamaz olmuştu. Çünkü insan ömrü kısaydı ve elinden bir şey gelmiyor diğerleri de çözüm bulamıyordu.

Turuncu renkli çiçeklerden birisi söze başladı; biz çözüm bulduk yüreklere su serptik bulamadık yüreklere işli kaldık kararlarımız hep kesinliklerle son buldu bu defa bu ikilemi çözecek bir fikir bulamıyoruz dedi ve devam etti Güvercinin ayağına bir not bağlayalım ve her yeri dolaşsın belki de bu defa çözüm insanlardan gelir. Papatya ve diğer çiçekler onayladı uğur böceği de olur dedi aşka eşlik eden diğer hislerde olur dediler iliştirildi Güvercinin ayağına not ve uçtu güvercin zirveden ovalara doğru.

İliştirilmiş bir not güvercinin ayağına yazgısı nedir bilinmez deli rüzgarlar eşlik eder kanatlarına dört bir yana süzülürken Anadolu'da.

Mezopotamya'nın bereketli topraklarında süzülürken duydu aşkların acıların gözyaşı işli yankılarını kadim dillerden süzülüyordu gökyüzüne burada olabilirdi anlamı kondu güvercin bir dama alındı okundu ellerde taşıdığı not. Mem'in zindanda Zin'e nasıl yandığını Mem'in mezar taşına gözyaşı değende Zin'in göçüp gittiğini görenler bu soruya cevabın bu topraklara sığmayacağını bildirdiler güvercine iliştirdiler ayağına tekrar bir duayla salıverdi yaşlı eller güvercini deli rüzgârlara emanet.

Keklik sesleri duyuluyordu dillerinde bu bendeki aşk olmasa kondu güvercin Kızılırmak'ın kenarına burada olabilirdi anlamı. Alındı taşıdığı okudu ozanlar Hasan Hüseyin'in şiirlerinin yankısını Âşık Veysel'in sazının sesini Pir Sultan'ın açılın kapılar Şah'a gidelim nidasını duyan ozanlar bu sorunun bu ırmağı kurutacağını bildirdiler güvercine iliştirdiler ayağına tekrar türküyle salıverdi çatlamış eller güvercini deli rüzgarlara emanet.

Karadeniz'den Ege'ye Akdeniz'e Trakya'ya uçtu okudu herkes. Kimi Karadeniz kurur bu suale dedi horonlarla uğurladılar güvercini Ege'de zeybekler karşıladı okudu ve uğurladı tekrar. Akdeniz'de Çukurova'da İnce Memed'i bilenlerde cevap bulamadılar. Güvercin her yeri gezdiğini düşünüp dönecekken pamuk tarlasında yaşlı bir el çağırdı kendisini gökyüzünden güvercinin Çukurova'da olduğunu duymuş görmek için aramış bulamamıştı. İndi pamuk tarlasına yaşlı el notu bile okumadan Konya dedi ve güvercine uçmasını söyledi.

Semazen ‘in göğü döndüren aşkıydı kanatlarını ağırlaştıran kondu güvercin Mevlânâ'nın yanı başına burada mıydı cevap. Şems'in aydınlığı hala burada Kimya'nın gözyaşı henüz kurumamış aldı okudu talipler suali. Bu sual bu şehri yakıp yıkmıştı çok önceleri. Bir not yazdılar iliştirdiler güvercinin ayağına semayla salıverdi eller güvercini deli rüzgârlara emanet.

Güvercin uzun yolculuğundan nihayet dönmüş doğruca aşkın yanına konmuştu. Aşk uzanıp ayağına iliştirilmiş kâğıdı aldı ve şöyle yazıyordu. Gönderdiğiniz sual çok ellerde okunmuş en son bize ulaştı. Sualiniz 'Niye' idi bu tek kelimelik sualin binlerce cevabı olabilirdi. Bu toprakların hiçbir yerinde sualinize cevap bulamadınız ki güvercin en son bize geldi. Şuan yaşadığınız yeri ve yanınızdakileri bilen tek topluluk Mevlana'ya talip olmuş bu topluluktur. Bizim size cevabımız yanınızda her zaman yer alan ve sizden hemen sonra doğan 'Umut 'tur.

Mevlana Derki: 'Gönül gitmek isterse gidilecek yol bitmez. Göz görmek isterse görülecek yer bitmez. İnsan çekilirse içindeki mağaraya her yanı karanlık bilir. Her yer ona mağara görünür. İçindeki aydınlığa yürümenin yolu yollara düşmektir. 'Asla umudunu kaybetme, sevgili kalbim, mucizeler görünmezin içinde yaşar.'


Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri