» Ahmet Telli şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

27.06

2018

Kurban

Zübeyde Yalçınkaya
Aynaya baktı ve kendinden bir kez daha tiksindi. Ellerine baktı uzun uzun. Sonra ellerindeki kanları yıkadı ve bu vicdan azabı havasından kurtardı kendini. Daha sonrada hiçbir şey olmamış gibi sigarasını yaktı. Kurbansa yerde kanlar içindeydi. Suçuysa sadece sokakta ilerde katili olacak bu adama yanlışlıkla çarpması ve bunun pişmanlığıyla özür dilemesi kadar basit, sıradan ve herkesin yapabileceği bir anlık hatadan başka bir şey değildi. Katil kadının ona çarpmasından sonra gözlerine derince bakmıştı. Suçunun bedelini ödeyeceksin der gibi. Bu çarpışmadan sonra kadını takip eden katil onun şehir dışında ormanlık bir alanda gezintiye çıktığı bir sabahta planını uyguladı. Eterle bayılttığı kurbanı sürükleyerek aracına bindirdi. Onu şehrin dışında kimsenin yaşamadığı tenha bir yere getirdi. Aracından indi ve baygın olan kadını buradaki kulübeye taşıdı. Ve önce onun üzerindeki tüm elbiseyi soydu. Daha sonra onun ellerini ve ayaklarını iplerle bağladı. Kadının ağzını açıp dilini kesti. Her zaman yaptığı gibi sonrada kurbanın karşısına geçip oturdu ve onun uyanmasını bekledi. Kadın uyandığında konuşmak istedi, fakat dili kesilmiş olan kurban hiçbir cümle kuramadı. Bağırdı, ama bağırmalarını da kimseye duyuramayacağının farkında olmayan kurban karşısında duran adamın kim olduğu hakkında hiçbir fikre sahip değildi. Kimsin der gibi ağlamaklı gözlerle adama baktı. Adam oturduğu yerden kalkıp kadına doğru yaklaştı. Kadının çıplak bedeninde ellerini gezdirdi ve parmaklarını kadının vajinasına sokup çıkarttıktan sonra parmaklarını emdi. Ve yerde elleri ve ayakları bağlı olan kadına defalarca tecavüz etti. Adam o kadar çok kadına tecavüz etti ki artık bundan sıkıldı. Sonra kadının vücudunu ıslatıp bir kırbaçla onu kırbaçladı. Kadın acıdan feryat etse de adam onun bu sesini umursamıyordu. Daha sonra adam kadının sırasıyla meme uçlarını, burnunu, dudaklarını ve kulaklarını kesti. Bununla yetinmeyen adam elindeki bıçak yardımıyla kadının kollarını ve ayaklarını da kesti. Ve bu işin ona verdiği zevkle kadına gülümsedi. Kadın olmayan diliyle adama yalvarmaya çalışsa da adam umursamaz bir şekilde kadının göğüs kafesini yardı. Ve kadın bu esnada bayıldı. Katil, kadının organlarını tek tek çıkarıp odanın içerisinde duvarlara dayandırılmış dev akvaryumların içine attı. Piranalar! Evet, onlar iş bitiriciydiler. Adam tek tek kadının tüm organlarını piranaların ziyafetine sundu ve hayvanların et yeme mücadelesini seyretti. Sonra evi temizledi. Hiçbir şey olmamış gibi kadının elbiselerini, başını ve etten sıyrılmış kemiklerini aldı. Sobada üzerlerine benzin dökerek onları yaktı. Kül haline geldiğindeyse kulübenin yakınında akan suya bu külleri savurdu. Hiçbir delil arkada bırakmayan adam şehrin sokaklarına geri döndü yeni kurbanlar avlamak için. Kurbanı arayanlara gelince onlarda günler, haftalar, hatta aylarca onu her yerde aradılar. Tıpkı diğer kurbanları aradıkları gibi. Fakat o da diğer kayıplar gibi bir daha bulunamadı.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: kurban-katil-cinayet

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri