28.06

2018

Eylül Öyküsü 2

Hüseyin Özüpekçe
Üçüncü Gün(gün hala ışımadı): Anne yatağına uzandığında hala kendi kendine bundan sonra ne olacak ne yapacağız ne olacak... öylece uyumuş aradan geçen bir kaç saatten sonra Çiçek'in ağlaması ile uyanmıştı. Bir kaç yıldır tekrar ediyordu bu kabuslar kızının saçlarını okşamaya başladı onu sakinleştirmek için her hangi bir sözcük yeterli olmuyordu. Bir kaç dakika geçmesine rağmen Çiçek sakinleşmemiş tam tersine hıçkırıklı ağlamaya başlamıştı. Çiçek'in ağlaması Yurt'u uyandırmış yatağında doğrulmuştu. Annesinin Çiçek'i sakinleştirme çabalarını duydukça dudağına süzülüyordu gözyaşları, yüzünden terinin tuzunuda içine katarak. Alışmışlardı aslında Çiçek'in bir kaç haftada bir tekrarlayan kabus gecelerine. Gül'de uyanmış dizlerini karnına doğru çekmiş başucundan ayırmadığı bez bebeğini almış annesi ve ablasını izliyordu. Kendisi olanları çok hatırlamıyor o zamanlar beş altı yaşlarında henüz okula başlamamış ablası ise birinci sınıfı yeni bitirmişti. Çiçek'in hıçkırıklarla boğulan ağlaması bir türlü kesilmiyordu. Gül su bardağı uzatmış anne bir yandan bir kaç damla yüzüne serpiyor bir yandan da bir kaç yudum içirmeye çalışıyordu.

Aradan geçen yarım saate rağmen Çiçek hala ağlıyor -abim babam abim babam dedikçe annenin de göz yaşları süzülüyor Gül ise çaresiz alışık olduğu bu durumun sonlanmasını bekliyordu. Çiçek bir türlü sakinleşmemiş, anne Gül'den abisini uyandırmasını istemişti. Gül kapıyı açtığında sokak lambasının hafifçe aydınlattığı odasında abisinin yatağında doğrulmuş olduğunu gördü. Gül'ün bir şey söylemesine gerek yoktu sadece -ablam dedi. Taşınmaya karar verdikten sonra bir kaç defa daha böyle uzun sürmüştü Çiçek'in kabusla karışık hıçkırıklı ağlaması ve Yurt sakinleştirmişti gerçekten ismi kadar narin olan kardeşini. Yurt odaya girmiş annesiyle Çiçek'in yanına oturmuştu. Gül ise yatağına girmiş bebeği elinde dizlerini karnına doğru çekmiş başı dizlerinin üzerinde izliyordu. Yurt bir kaç defa -Çiçek, Çiçek -Çiçek diye seslendi. Abisinin sesiyle ona doğru başını çevirdi Çiçek hıçkırıklarla -abi, abi -abi..babam. Çiçek başını abisinin omzuna koymuş hıçkırıklarla ağlamaya devam ediyordu. Yurt'unda sözcükleri yada konuşacakları Çiçek'in sakinleşmesini sağlamazdı. Abisini hissetmek bir süre sonra sakinleşmesine yetiyordu. Diğer abisine çok benzemesinden olabilir. Yurt saçlarını okşayarak Çiçek -çiçeğim diyordu sadece. Aradan on dakika kadar geçmişti ki Çiçek'in hıçkırıklı ağlaması bitmiş derin derin nefes alıyordu sadece. Yurt Çiçek -çiçeğim dedikçe derin derin nefeslerin yerini daha sakin nefesler almış Çiçek abisinin omzunda uyuyakalmıştı...

Sabah olmuş mutfaktan sesler geliyor Gül uyanmış annesinin yanına gitmişti. Abisini uyandırmasını söylemiş Gül abisinin odasına girdiğinde Yurt kapı sesiyle irkilmişti. Boynu tutulmuş Yurt zorda olsa ayağa kalkarak mutfağa yöneldi. Çiçek uyuduktan sonra odasına döndüğünde pencerenin odaya doğru iç kısmındaki bir iki karıştan büyük olmayan, köyündeki evinde de alışık olduğu boşluğa yastığı koymuş sokak küçük perde aralığından dışarı bakarken uyuyakalmıştı. Köylerindeki her evde pencerenin iç kısmında böyle büyük boşluklar vardı. Bu boşluklara çiçek konur çeşitli eşyalar dizilir hatta radyolar bu boşluklara konurdu daha iyi çeksin diye. Yurt ve kardeşlerinin oyun alanı olmuştu kimi vakitler.

Yurt bahçe kapısına indiğinde bilmediği bir sokak alışık olunmadık bir hava karşılamıştı kendisini. Bu sırada Aslı'da kapıyı açmış göz göze gelmişlerdi. Yurt yolun solundan yürümeye başlamış, Aslı adımlarını hızlandırarak karşıya geçmiş Yurt'a yetişmişti. -Merhaba. Yurt bir an duraksadı -Merhaba. Daha önce bu kadar heyecanlanmamıştı. Adım Aslı dedi, Yurt diye karşılık verdi çekingen bir halle. Sessizlikle geçen bir kaç adımdan sonra Aslı çekingenliğini anladığından çok fazla bir şey sormak istememiş, nereye gidiyorsun demişti. Yurt, çok fazla biliyorum ama diğer sokakta bakkal görmüştük oraya gidiyorum Aslı bende dedi. Sokağın köşesine geldiklerinde karşıya geçtiler yine sessiz adımlarla yürürken kaldırım ortasına yerleşmiş aydınlatma direği aralarına girmiş Aslı karşıya geçelim dedi. Bu sokak kendi sokaklarına benzemiyor daha uzun ve evler birbirine yapışık iki üç kişinin ancak sığacağı kaldırımlar. Biraz daha sessiz yürüyüşten sonra köşedeki yıpranmış mavi brandası kaldırıma taşan önünde birkaç meyve sebze kasası olan bakkala geldiler kapının hemen solundaki ekmek dolabına uzandı Aslı, Yurt'ta ekmek aldı bir kaç sebze. Kasım abi bizim hesaba yaz dedi Aslı, Yurt gil yeni taşındı bizim sokağa... dönüşte yine sesiszlerdi Aslı çok fazla bir şey sormak istememiş, Yurt'ta sessiz kalmıştı. Kendi evlerinin hizasına geldiklerinde Aslı görüşürüz diyip karşıya geçti, Aslı duydumu bilinmez Yurt'ta görüşürüz demişti...

Öğleden Melis kapıyı çalmış Elif teyze annem sizi çağırıyor demişti. Çocuklar sokakta koştururken, anne diğer kadınlarla birlikte kendilerinin evinin karşısındaki kaldırımın elli metre kadar sağında kaldırımı gölgeleyen meyve ağaçlarının altında serilmiş kilimlerdediğer kadınların sorularını yanıtlamakta. İçinden insanların kendilerine iyi davrandığını inşallah burada tutunacaklarını geçiriyordu. Kadınlardan birisi hiç görmedik sizi evi önceden görmediniz mi dedi. Başka biri beyaz arabalı bir adam gelmişti size evi gösterip anahtarı verip gitmişti o kimdi diye sordu. Elif çokça sorudan yorulmuş ama bu insanlarla iyi ilişkiler kurmak istiyordu. Evi görmeden tutmak zorunda kaldık, gördüğünüz kişi aile dostumuzdur, oda bu şehirli; bizim köyün yakınındaki karakolda görev yapmıştı dedi. Bir süre daha oturdukları, günler kısa akşam çökmeye yakın kadınlar ayaklandı, hepsi çocuklarına karanlık olmadan eve tembihinde bulunup evlerine girdiler...

Dördüncü Gün: Erkenden uyanmış anne çocukları kahvaltıya çağırmıştı bile, dün kadınlardan muhtarın yerini sormuş onlarda diğer sokaktaki bakkalın yanından aşağı doğru inerseniz iki üç dükkan sonra berberdir Rasim amca görürsünüz demişlerdi. Bakkalı dönerken Yurt günaydın Kasım abi diyivermiş bakkalda karşılık vermişti. Yurt ikinci defa gördüğü birine ilk defa bu kadar yakın davranmış, anneside şaşırmıştı bu duruma.

Kapıda belirdiklerinde muhtar buyrun dedi. Kadın yeni taşıdıklarını çocukların okul kaydı için belge istediğini söyledi. Siz üst sokağa yeni taşınanlarsınız değilmi dedi -evet diye yanıtladı kadın. Çekmeceden çıkardığı kağıdı doldurup mühürleyip vermişti muhtar. Kaçıncı sınıfa gidiyor çocuklar diye sordu; kızları göstererek üçüncü ve beşinci sınıfa geçtiler, oğlan okumuyor. Muhtar okulun yerini tarif etti. Önce bakkalın ordan karşıya geçtiler, yolun sağından epey yürüyecekler büyük çınar ağacını geçince karşıya geçecekler, bir kaç yüz metre ileride üç katlı mavi evin yanından aşağı doğru inince okul karşılarına çıkacaktı. Yol çok zor değildi kadın yinede dönüş yolunu kaybetmemek için her dükkana her eve bakıyordu. Nihayet okula gelmiş kayıtlarını yaptırmışlar ertesi hafta okul başlayacak almaları gerekenleri öğrenmişlerdi.

Öğlen olmuş Yurt bahçedeki birbirine yakın iki meyve ağacının arasına babasının kendilerine yaptığı ve ellerinde çok az kalan eşyalarından olan hamağı kurdu. Kızların en sevdikleri oyunlarıydı hamak. İçeriden annelerinin hazırladığı minderleri koşarak getirip hamaktaki yerlerini almışlardı. Çocuklar henüz sokağa çıkmamıştı sıcak bir Eylül günü yaşanıyor. Bir tek Ahmet ve Melis kadınların sıkça kullandığı meyve ağaçlarının altındaki kaldırımda, öğle güneşi gölgeleri kaybettiğinden eve dönüyorlar. Bu sırada çok yüksek olmayan bahçe duvarında Çiçek ve Gül'ü görmüşler, duvarın dışından ne yapıyorsunuz demişlerdi. Melis bahçe kapısını açmış Çiçek'le Gül'ün arasına oturmak istemişti. Gül kendilerini taşımayacağını bildiğinden inmiş yerini Melis'e bırakmıştı. Bu sırada Ahmet'te içeri gelmiş duvarın önündeki biriketin üzerine oturmuş sabırsızlıkla sıranın kendisine gelmesini bekliyordu. Annelerinin sesiyle bahçe kapısına çıkan Ahmet burda kalabilirmiyiz diye seslendi. Anne eve gelmelerini söyledi. Kızlarda annelerinin çağrısıyla eve girdiler yemek hazırdı. Akşamüstü sokağın tüm çocukları duymuş evin önünde toplanmış bir hamak binme sırası bile yapmışlardı. Çiçek ve Gül'de çocukların kendi evleri önünde toplanmasından mutlu olmuşlardı.

Annesi Yurt'u bakkala gönderdi yine. Muhtar onlar ayrıldıktan sonra Kasım bakkalın yanına gitmiş durumu anlatmış Yurt'u yanına almasını istemişti. Rasim muhtar dükkandan çok ayrılmaz ama mahallede hatta evlerin içinde olup biten herşeyi bilirdi. Yurt ekmekleri almış içeri girmişti, Kasım bakkal Yurt'a gazete kağıdını uzattı ekmeği sardı. Okula gidip gitmediğini sordu; Hayır diye cevaplayınca Yurt peki ne yapacaksın dedi. Yurt -çalışırım bir işte. Yanımda çalış dedi Kasım bakkal. Annesiyle konuşup geleceğini söyledi Yurt evin yolunu tutmuştu. Sevinmişti bir yandan bir iki yıldır kendisinin sırtınaydı ailenin yükü. Tezgaha bıraktı ekmeği annesine söyledi durumu. Annede tanımıyoruz kadınlara soralım öyle dedi. Akşamüstü kadınlardan iyi şeyler duyan anne oğluna olur demişti. Koşar adımlarla gitti Yurt o sıra karşı kaldırımdan geçen Aslı'yı farketmemişti. Kapıdan girdiğinde Kasım bakkal sırtı dönük raflara bir şeyler yerleştiriyordu. Kasım abi diye seslendi hafifçe başını çevirdi Kasım bakkal; Yurt bakkalın bir şey demesine fırsat vermeden annem izin verdi dedi. Kasım bakkal o halde ver bakalım şunları düzeltelim rafları. Bir kaç dakika geçmiş Aslı elinde ekmekle içeri girmişti. Kasım abi diye seslendi ki Yurt ile göz göze geldiler. Kasım bakkalında dikkatini çekmişti bu bakış. Yurt'a gazete kağıdı ver bakalım Aslı'ya dedi. Kasım bakkal Yurt benim yanımda çalışacak bundan sonra demişti bile. Kasım bakkal hadi sende eve bakalım sabah erkenden gelirsin dedi. Aslı'ya köşede yetişti Yurt bir şey demeden yanına gelmiş hiç konuşmadan evlerine varmışlardı bile.

Kasım odasında yine camdan sokak lambasının ışınlarına dalmış, anne uyumak üzere bugün mutlu ve umutluydu. Kızlar çok mutlu bir gün geçirmiş Yurt çalışacaktı. Yinede kendine sormadan geçemiyordu bundan sonra ne olacak...

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: göç-umut-aşk-eylül
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri