» Attilâ Ylhan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

05.07

2018

Eylül Öyküsü 3

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 05.07.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

İkinci hafta: aradan geçen iki haftadan sonra Yurt hariç ev halkı için günler rutin yaşanmaya başlanmıştı. Komşular yeni komşularına alışmış, yeni taşınanlara yapılan ziyaretleri bir kaç komşu hariç tamamlamışlardı. Çocuklar yeni arkadaşları ile yeni yeni oyunlar keşfediyor, kimi zaman kaldırımda dizilip öylece oturuyorlar, kimi zaman hamak başında toplanıyorlar. Yurt ise bakkala her gün aşağı yukarı aynı saatlerde gelen Aslı'nın yolunu gözlüyor. Hele bir de eşyalar ağır olur Kasım bakkal eve kadar taşımasını söylerse sokakların sonsuza kadar uzamasını, yolun hiç bitmemesini istiyordu. Yol boyunca en çok Aslı konuşur, Yurt sorulara küçük cevaplar vermekle yetinirdi.

Hafta sonundan sonra okullar açılacaktı. Çocukların okul kıyafetleri ve çantaları hazırlanmıştı. Sokaktaki çocuklar toplanır hep birlikte gider gelirlerdi okula zaten çokta uzak değildi.

Bakkalın kapısında göründü akşam üzeri Aslı ve annesi, okul alışverişi yapmışlar ellerinde büyük büyük marka yazılı poşetlerle. Anlaşılan bugün Aslı ile yürüme şansı olmayacaktı öyle de oldu. Aslı annesi ile uzaklaşırken yavaş yavaş, Yurt bakkalın kapısına çıktı, Aslı annesi ile karşı kaldırıma geçmiş yürüyorlardı. Yurt sırtı bakkalın kapısına yaslı dururken, Aslı hafifçe başını çevirip Yurt'a doğru baktı. Sanki Yurt'ta yürüseydi onlarla gibi bakmıştı.
...
Erkenden uyanmış çocukları okula hazırlamıştı. Kasım bakkal tenteleri açmış , akşamdan içeri aldıkları eşyaları dışarı almakta, Yurt kardeşlerini okul kapısına kadar bırakıp döneceğini söylemişti. Ahmet, Melis, Çiçek ve Gül yanyana kaldırımda Yurt bir kaç adım geride. Aslı'yı görememişti okula giderken farklı bir yoldan gidiyordu. Çocuklar okula hem sabah hemde öğleden sonra gidecekler, öğleden sonraki dersleri daha kısa sürecek. Aslı'nın okulu bakkalın karşısındaki sokaktan bir kaç sokak ileride okula giderken burdan geçmiyor üst sokaktan gidiyordu. Yurt o yüzden görememişti Aslı'yı. Onunda okulu hem sabah hem öğleden sonra devam ediyordu.

Yurt ekmek dolabının yanındaki taburede oturmuş yere bakarken Aslı'nın sesiyle ayaklandı. Sol omzunda tek taraflı asılı sırt çantası okul kıyafetiyle; bir iki dakika konuştuktan sonra Yurt dolaptan ekmekleri alıp içerden gazete kağıdını getirdi.

Akşam kızlar ilk okul günlerini anlatıyorlardı Ahmet ve Çiçek aynı sınıfta, Melis ve Gül'ün sınıfları karşı karşıya; okul bahçesini, yeni öğretmenlerini anlatmışlardı.
...

Üçüncü hafta: okulun ilk haftası bitmiş kızlar okula alışmış, anne herşeye rağmen mutlu, Yurt halinden memnundu bu geceye kadar. Çiçek yine kabusla uyanmış annesi hemen kucağına almıştı. Gül yine yatağında doğrulmuş geçmesini bekliyordu. Yurt sese uyanmış yatağında doğrulmuştu. Çiçek'in ağlaması gitgide artıyordu, Yurt beklemeden odaya girdi, Çiçek abisinin omzunda titreyerek ağlıyordu. Epey zaman geçmesine rağmen Çiçek'in ağlaması geçecek yerde daha da artıyordu. Neredeyse sabah olmak üzere anne Gül ile birlikte Aslı'nın evine doğru yönelmişti. Sokakta arabası olan tek ev onlardı; babası şehir dışında çalışıyor bir kaç haftada bir evde bir kaç gün geçiriyor, tekrar şehir dışına çıkıyordu. Bu hafta gelmiş hatta Yurt ile bakkalda karşılaşmışlardı.

Yurt kucağında Çiçek arka koltuğa oturmuş Gül annesi ile yanında, Aslı evde kalmış anneside babası ile hastanenin yolunu tutmuştu. Gün aydınlanırken hastane kapısından içeri girdiler. Bir saat kadar sonra Çiçek sakinleşmiş eve dönmüşlerdi, doktor daha sonra yine gelmelerini söylemişti.

Hafta sonu olduğundan kızlar geç saate kadar uyumuşlar; Yurt biraz daha erken uyanmış Kasım bakkala durumu anlatmıştı. Öğle saatlerinde Aslı geldi epey sipariş vermişti annesi, Yurt yine almış poşetleri eline Kasım bakkal bugün erken gideceğini daha gelmemesini söyledi. Bir kaç saat sonra Yurt bahçede Aslı yanına gelmiş yürümek istemişti.

Sessiz yürüyüşten sonra şehri yukarıdan gören tepeye ulaşmışlar sık olmayan ağaçların altında etrafta hafta sonu kalabalığı, küçük birde çay bahçesi. Yurt ilk defa böyle bir yere geliyordu. Burdan küçük şehrin yer yanı görülüyordu. Dümdüz sokakların kesiştiği sokaklar daha kalabalık çarşı, çarşıya doğru yüksekliği artan binalar, tren yolu yanından geçen karayolu daha uzaktaki tepeler.

Aslı bir şey soracaktı ki Yurt; çok uzak bir köyden taşındık buraya diyerek söze başladı. Çiçek -dedi Aslı sözünü bitirmeden Yurt yine söze girerek köyümüz bir birine çok yakın olmayan evlerin olduğu bir köy, ağaçlık hafifçe bir tepenin eteğinde kurulu, evlerin uzağından geçen bir dere var, onun ötesinde tarlalar. Evimiz diğer evlerden biraz daha uzak ve daha yukarda etrafında ağaçlar daha fazla, ağaçların arasından dereye inen patika bir yol var.

Çiçek nasıl diye sordu Aslı; Yurt anlatmaya başladı. O gece babası ile kendinden iki yaş büyük abisi köyün diğer yanındaki akrabalarına gitmişler yapılacak işleri konuşmak için, güneş çoktan batmış ay hafifçe aydın, evlerin önündeki ışıklar aydınlatıyor sadece.

Köpeklerin köyün doğu tarafında giriş yolunun olduğu derenin üstünden tek arabanın geçebileceği köprüye doğru hamleleri artmış köylülerden bir kaçı oraya doğru bakmakta fakat karanlık ve ağaçlardan hiç bir şey görünmüyor. Babası ile abisinin evlerine gittikleri arabalarının evi köprüden çok uzak değildi. Onlarda seslere dışarı çıkmış tam bu sırada yükselmişti silah sesleri. Uzak evlerde olanlarda dışarı çıkmış, kaçışan insanlar silah sesleri ne yapacaklarını bilmez halde evlerine girip girip çıkıyorlardı. Yurt kardeşleri ve annesi içeriden çıkmış yüksek ve en uzak evlerinden olup biteni görmeye çalışıyor bu sırada kendilerine doğru yaklaşan seslerden ürküyorlardı. Annesi hemen patikaya doğru koşmalarını söyledi, ağaçların arasında koşarken silah sesleri hala insan seslerini bastırıyordu. Dolambaçlı patikadan dereye doğru koştukça sesler zayıflamış, az sonra dere kenarına ulaşmışlardı. Etrafı ağaçlarla çevrili olduğundan kenarından yürümek oldukça zor anne Gül'ü kucağına almış Yurt Çiçek'in elini tutmuş yüksekliği bir karışı aşmayan suyun içine girmişlerdi. Karanlıkta olsa belirgin ağaçlardan yükseltilerden nerde olduklarını biliyorlardı. Yarım saat kadar sonra ağaçların daha seyrek olduğu diğer köylere doğru giden bir patikaya ulaşmışlar durmadan ilerliyorlardı artık hiç ses duyulmuyor. Tarlaların kenarına ulaşmışlar hala biçilmemiş yeşil ekinlerin içine girmişlerdi annesi oturmalarını söyledi. Hiç ses gelmiyor çok az ay ışığından pek bir şey görünmüyordu. Çocuklar birbirlerine sokulmuş üşümüşlerdi. Çiçek'te Gül'de uyumuştu az sonra, Yurt ve annesi sabah ışıklarına kadar uyumamış, yoldukları ekinleri kızların dizlerine kadar örtü olarak kullanmışlardı. Gün ağarırken kızları uyandırmışlar yine ekinlerin arasından tarlaların kenarındaki köy yoluna ulaşmışlardı.

Bir kaç saat yürüdükten sonra kendi köylerinden çok daha büyük ve evleri içiçe olan köye ulaşmışlardı. Köylüler hemen yanlarına gelmişti. Gece bir kaç kişi daha buraya bir şekilde ulaşmıştı. Çocuklar birşeyler yedikten sonra köyün dışında karayolu kenarındaki karakola götürülmüşlerdi. Burada tanımışlardı kendilerini bu ilçeye getiren komutanı. Karakola girdiklerinde kendi köylülerinden bir kaç kadın çocuk ve adam vardı. Kadınlar sürekli gözyaşı döküyor askerler odadan odaya koşturuyordu. Göz göze geldikleri köylüleri başlarını sağa sola sallayarak ağlıyor, adamlar suskun suskun oturuyorlar. Anne ve çocukların sorularına cevap veren yok. Bu sırada gelen asker kendilerini komutanın odasına götürdü nasıl kaçıp geldiklerini anlattılar. Komutanda bilmiyor köyden kimlerin kurtulduğunu.

Askerler köyü sabaha karşı kurtarmış saklanan bir kaç köylü bulmuş cenazeleri bir araya toplamışlar kasabaya göndermişlerdi. Bir çok köylüsü hayatını kaybetmişti, bunlardan ikisi abisi ve babalarıydı. Komutan bir araçla köylüleri kasabaya göndermiş, kaçıp kurtulanlar bir bir kasabaya geliyor. Kasaba karakolunun soğuk zemin katında cenazelerin kimlere ait olduğu belirlenmeye çalışıyordu. Anne aşağı inmiş çocuk kadın erkek genç yaşlı yaklaşık otuz kişinin cenazesi başları hariç örtülmüş yanyana konmuştu. Anne önce oğlunu sonra eşini gördü annenin sesiyle Çiçek askerlerin elinden kurtularak aşağı inmiş abisi ve babasını görmüş, kabusları onları toprağa verdikten sonra başlamıştı. Bir kaç ay sonra köydeki tarlalarını satmış kasabaya yerleşmişlerdi. Komutan diğer karakolda görev yapsada evi kasabada bu aileye sahip çıkmış, eşi kasabanın tek hemşiresi çocuklarla ve anneyle ilgilenmiş, çocukların okula başlamalarına yardımcı olmuşlar, kendi evlerine yakın bir evde yerleşmelerini sağlamışlardı. Kasabanın köyden çok farkı yok tek odalı bir sağlık ocağı iki sınıflı bir okulu... Yurt kasabalının dedikleri işleri yaparak ailesini geçindirmeye çalışıyordu. Aradan iki yıl kadar geçmiş yaralar dinmeye başlamış, komutan ve eşi evlerine gelmişti bir gece; burda görevi bitmiş, kendi memleketine yakın bir yere gideceğini söylemiş. Anne kendilerini de başka bir şehre göndermesini istemişti. Komutan kendi ilçelerine taşınıp taşınmayacaklarını sorduğunda hiç düşünmeden gideriz cevabını almıştı.

Yurt sözünü bitirirken güneş tepenin arkasına ilerliyor akşam çökmeye başlıyordu. Kalktılar hiç konuşmadan yürüdüler evlerinin oraya geldiklerinde Aslı sadece iyi akşamlar diyebilmişti gözleri dolu dolu.

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: göç-umut-aşk-eylül
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri