» Fazıl Hüsnü Da?larca şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni!)

06.07

2018

Eylül Öyküsü Son

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 11.07.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Birkaç hafta sonra: Yurt ve Aslı okul yolunu sabahları birlikte yürümeye başlamış, Aslı derslerini anlatırken; Yurt çarşıyı gelen giden insanları Kasım bakkalın, Rasim muhtarın komik hallerini anlatmakta; kimi zamansa sessiz sessiz yürüyorlardı. Çiçek doktora tekrar götürülmüş kendini daha iyi hissediyor artık bir kaç hafta geçmiş kabus görmemişti. Ahmet ve Melis ile daha çok vakit geçiriyorlar. Anne ise herşeye rağmen çocukların mutluluğuna mutlu oluyor ev işleriyle komşu oturmalarıyla vaktini dolduruyordu. Okulun ilk döneminin neredeyse yarısı olmuş kızlar derslerinin iyi olduğunu okulu arkadaşlarını sevdiklerini söylemekte.

Akşam üstü Yurt sokaktan birisinin bakkal alışverişini taşırken Aslı'yı elinde saz ile tek katlı evlerinin önündeki küçük balkonda görmüştü. Dönüşte bahçe duvarının yanında durmuş Aslı kendisini farketmemiş sazıyla uğraşıyordu. Evin kapısının açılması ile Yurt kaldırımdan yoluna devam etti. Kendisinden biraz sonra Aslı gelmiş yine elinde ekmekle bakkala girmişti. Kasım bakkal Rasim muhtarın dükkanında; bakkala Yurt bakmakta. Yurt saz ile uğraşırken gördüğünü söyledi. Aslı okulun müzik kolunun başkanı olduğunu söyledi. Yurt'ta çocukken uğramıştı biraz, o kara geceden sonra eline almaz olmuştu sazını.

Sıcak bir ilçe olsada sonbahar ortaları geçilmiş, bazı günler yağmurlu soğuk geçmekte. Bu hafta sonu ise sıcak bir sonbahar güneşi şehri ısıtıyor. Yurt öğlene doğru geldi eve yıllardır dokunmadığı sazını aldı baktı telleri eskimiş sesi artık eskisi gibi değil. Yemekten sonra bahçeye çıktı bahçenin temizliğe ihtiyacı vardı. Buralarda herkes bahçelerine bir şeyler ekerdi. Annede bir kaç birşey ekmiş Yurt boş kaldıkça ilgilenir olmuştu. Az sonra sazın sesini duydu bahçe duvarının iç tarafında; kollarını duvara koyarak dinlemeye başladı. Şöyle mırıldanıyordu Aslı;
Bir şafaktan bir safağa
Bir akşamdan bir akşama
Merhaba demeden daha
Bu gitmeler gitmek değil

Yurt'ta olduğu yerden şarkıya katılmış farkında olmadan sesi sokaktan duyulur olmuştu. Aslı Yurt'u farketmemiş çalmaya devam ediyordu. Az sonra dilinden dökülen sözler şunlardı;

Beni burada arama, arama anne
Kapıda adımı, adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne, ağlama.

Yurt yine eşlik ediyor farkında olmadan sesi yine duyulur olmuştu sokaktan, bu defa Aslı'da farketmiş ayaklanıp bahçe kapısına çıkmıştı bile. Birkaç adım sonra bahçe kapısının yanında durdu. Sende çalarmısın dedi. Yurt eskiden biraz demişti ki bahçe kapısını aralayıp sazını Yurt'a uzatmıştı. Eve giden beton zeminin bahçeye bakan kısmına oturdular. Yurt çalmaya başladı önce her birinden azar azar hiç söz yok. Sonra hem Aslı'ya hem saza alışmış utangaçlığını atmış üzerinden daha uzun çalmaya başlamıştı türküleri. Annesi ve kardeşleri kapıyı açmadan sessizce camdan izliyorlardı. Uzun yıllar sonra saz elinde onu görmek hepsini mutlu etmişti.
Birlikte başladılar bu defa söylemeye;

Başın öne eğilmesin
Aldırma gönül aldırma
Ağladığın duyulmasın
Aldırma gönül aldırma

Dışarıda deli dalgalar
Gelip duvarları yalar
Seni bu sesler oyalar
Aldırma gönül aldırma

... şarkı bittiğinde bahçe kapısında bir kaç komşu toplanmıştı bile annesi kapıyı açmış yanlarına gelmişti ikiside utangaç hallerini gizleyemediler. Herkes biraz daha söylemeleri konusunda ısrar ediyor hatta söylemlerini istedikleri türkü ismini bile söylüyorlardı. Aslı'ya uzattı sazı birkaç tane söylemeyi kabul etmişlerdi. Komşuları çocukların da yarım yamalak katılımları ile bir kaç türkü daha söylemişler anne çay getirmiş akşam olmak üzereydi. Aslı'nın anneside gelmiş kimi merdivene atılan minderlere oturmuş kimi kapının iç tarafına serilen kilime.
...
Artık sazdan türkülerden konuşur olmuşlar bu ortak noktaları arkadaşlıklarını güçlendirmişti. Komşuların ısrarlarıyla birkaç defa daha toplanmışlar güneşli günlerde söylemişlerdi türkülerini.

Bir ay sonra: taşınalı neredeyse üç ay olmuş okulun ilk yarısı bitmek üzereydi. Bir akşam üstü Aslı kapıyı çalıp Yurt'u sordu; Yurt çalışıyordu. Yurt içeride rafları düzenlerken Aslı belirdi bakkalın kapısında, Kasım abi Yurt'a izin verirmisin sözü şaşırttı ikisinide. El işareti ile gidebileceğini belirtti Kasım. Sessiz bir kaç dakikalık yürüyüşten sonra Yurt ne oldu dedi. Aslı biraz sessizlikten sonra taşınıyoruz dedi. İkiside sessiz kaldı bir süre; sonra Aslı anlattı olanları yarım saat kadar sonra Yurt bakkala dönmüş soluk bir yüzle taburesine oturmuştu. Kasım ne oldu dediğinde sadece taşınıyorlar diyebildi. Akşama kadar öyle oturdu. Eve döndüğünde bu kez annesi sordu neyin var diye. Taşınıyorlar dedi Yurt annesi anlamıştı. Yurt devam etti;
babasının şantiyesi uzak bir ile taşınmış iş çok uzun sürecekmiş bu nedenle taşınmaları en doğrusu olurmuş, okulun ilk yarısı bittiğinde gideceklermiş. Okulun kapanmasına iki hafta vardı.
...
İki hafta sonra: göç kamyonu yüklenmiş Aslı elinde sazı ile çıkmıştı en son evden komşularda uğurlamak için ordaydı. Baba vedalaştı önce sonra anne tek tek yıllarını geçirdiği komşularına sarıldı.
Baba bindi önce arabaya anne yanına ön koltuğa çalışmıştı araba. Aslı arabanın arkasında duran Yurt'a doğru gelerek sazı uzattı elini sıktı ve kesikli bir sesle hoşçakal diyebildi. Araba uzaklaşırken arka camdan birbirlerine baktılar ağlamaklı.

Yurt elinde saz odasına geçti. Sazı çıkardı kılıfından tellerin arasına sıkıştırılmış bir kağıt vardı ve söyle yazıyordu "gözden ırak olan gönülden ırak olmasın".
...
...
Yirmili yaşlarında ortasında hayat nihayet düğümü çözmüş bir araya gelmişlerdi. Yurt taşınmalarının ardından yarım kalan okulunu tamamlamış; Aslı'nın okulunun yetenek sınavına girmeyi kabul etmişti; başta Aslı sonra annesinin, kardeşlerinin, Kasım ve diğerlerinin ısrarı ile. Aslı aynı okulda üçüncü sınıfta. Üst üste mektuplar yazmış sınava girme konusunda ısrar etmiş ve onu geldiği bu yeni şehirde ilk karşılayan o olmuştu. Bu karşılama sonsuza kadar sürecek birlikte bir yaşamın karşılanması idi aslında.
Not: Zülfü Livaneli'nin Bir Şafaktan Bir Şafağa, Ahmet Kaya'nın Şafak Türküsü, Edip Akbayram'ın Aldırma Gönül isimli eserlerinden alıntı yapılmıştır.

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: göç-umut-aşk-eylül
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri