» Can Yücel şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

10.07

2018

İnsan ne için yaşar?

Hamza Berber

Bu öykü, 10.07.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Beni bu güzel havalar mahvetti, böyle havada istifa ettim memuriyetimden. Alkole, tütüne böyle havada alıştım, böyle havada aşık oldum... Demeyi çok isterdim ama öyle olmadı maalesef... Tamam itiraf ediyorum; istifa etmedim kovuldum, zaten sözleşmeli memuriyet hayatımın çokta parlak bir özgeçmişi yoktu. Çünkü dayımın ısrarı üzerine, belediyenin sözleşmeli memur sınavına ite kaka zorla girmiştim. 12 bin kişi arasından kabul edilen 3 kişiden biri olmam dayımın ısrarını doğrular gibiydi ama asıl beni mahveden alkole, tütüne erken yaşta başlamış olmamdı. Benim bir suçum yok, her şey lisedeki edebiyat öğretmenimin yüzünden oldu, liseyi sayesinde 6 yılda bitiremedim, gerçi sonra okul işini dışardan hallettim ama ne çare... Ünv hayallerim çalınmıştı bir kere, bende kendimi alkole, tütüne verdim. Ne yapabilirdim ki başka? Sevdiğim kız çok alkol tüketiyorum diye beni terk etti, babam arabasını sattığım için evden kovdu, arkadaşlarım borç istiyorum diye benden uzaklaştı... Her şeyin farkındaydım fakat engel olamıyordum, neyse ki çabuk toparladım ve yeni bir başlangıç için bir iş kurayım dedim ama benim o ara iş kurmam biraz zaman aldı. Bakkal dükkanı açayım dedim, süper marketler peydah oldu battım, peşi sıra manav dükkanı açayım dedim, devlet baba sağ olsun ben kazanmadan sen kazanamazsın dedi, dayadı vergiyi battım. Hayvancılık yapayım dedim, büyükbaş, küçükbaş hayvan aldım, deli dana hastalığı çıktı battım. Ticaret yapayım dedim, avanta vermeden piyasada tutunamazsın dediler battım, Elimdeki son parayla Amerika'ya işçi olarak gideyim dedim, Ege kıyısından Yunan adalarına geçerken Zodyak botla beraber bende battım. Tam her şey yoluna girer gibi oluyor derken, bir de bakıyorum batmışım. İşte hayatımın hulasası bu cümlede gizli... Ne yapa bilirdim, bende her şeyi oluruna bıraktım o saatten sonra... Sonra, sonra da dayım bu memuriyet durumunu ayarladı işte, hiç istemediğim ve sevmediğim bir biçimde... Ama şunu gördüm ki arsızlık cesaret, hırsızlık çalışkanlık, rüşvet cömertlik olmuş... Bal tutan parmağını yalarken, ye kürküm ye asrısaadeti içinde, yetim hakkı yiyip oruçları bozulmayanların devri olduğunu gördüm şu kısacık memuriyet hayatımda... Özendim, iştahlandım, bilendim. Ulan benim neyim eksin onlardan dedim kendi kendime, bende düşene vururum, çalarım çırparım, arsızlık yaparım ne olacak ki, herkes yapmıyor mu ben yapınca mı göze batacak sanki? Cukkamı doldurur sonra kaybolur giderim dedim... Ama kazın ayağı öyle değilmiş üstadım, ilk rüşvetimi almaya yeltenirken korkudan düşüp bayılmışım, ayıldığımda hastanedeydim... Sonrasında 3 gün kendime gelemedim... Aslında ben işimi severek yapıyordum ve bir suçum yoktu işten kovulmak için. Her şey bu gün işe 2 saat geç kalmamla başladı... Müdür dallaması hemen beni odasına çağırdı, neden geç kaldığımı sordu ve savunmamı yazmamı söyledi... Bende ne söyleyeceğimi ne yazacağımı bilemedim, gece yarısı yan dairedeki komşumun çığlıklarına uyanıp, erkek arkadaşının onu öldüresiye dövmesine şahit olmamak için kapısını kırıp adamı bir güzel benzettikten sonra hastanelik ettim ve geceyi karakolda geçirdim diye bir savunma yazamazdım ya... Uyuya kalmışım diye saçma sapan bir savunmanın altına imza atmak zorunda kaldım, e tabi ki sonuç olarak iş tüzüğünün bilmem kaçıncı maddesi gereği kovuldum. Zaten hatır gönül işe alınmışım da, devamlı işe geç geliyormuşum da, diğer memurlara kötü örnek oluyormuşum da, herkesi örgütleyip sendikaya üye etmişim de, sistemin düzeni büyük balık küçük balığı yutarmış da, diye peşi sıra devam eden nasihatleri dinlerken, müdür hıyarının suratına bir yumruk atıp onu cacığa çevirmediğim ve ağız dolusu sövmediğim için şimdi çok pişmanım. O sinirle birkaç parça eşyamı alıp kendimi hızla sokağa attım, o aptallar sürüsünün arasından ayrıldıktan sonra kendimi hafiflemiş gibi hissettim ve biraz sakinleştim, biran önce evime gidip temiz bir uyku çekmek için evimin yolunu tuttum. Evim yakın olduğu birde havanın güzelliği beni cezbetti için eve çarşı pazar gezerek gitmek istedim... Dahası işten kovulmamı kutlamak için akşama rakı balık yapmaya karar verdim, ya da içmeye bahane aradım... Çarşıda gezerken fark ettim ki, esnafın güler yüzü, alışveriş yapan insanların kahkahaları, ayaküstü dost sohbetleri, çocukların cıvıl cıvıl koşuşturmaları, ciğercinin önünde sırasını bekleyen kediler, çarşıyı dolduran kuş sesleri, yaşlılar, gençler, turistler, fotoğraf çekenler, müzik dinleyenler, kısacası insanlar ve insan kalanlar ya da insani duygular... Birde şu içime işleyen bu güzel hava, beni umutlandırdı galiba. Az önce yaşadıklarımı bir an için unuttum, kafamı gömdüğüm kumdan çıkardım ve beni ilk karşılayan bu güzel hava oldu. Şairinde dediği gibi beni bu güzel havalar mahvetti... Şuan yaşıyorum, hayattayım balığımı yiyip rakımı yudumlarken sana yazıyorum bu satırları ve hayatın bana sorgulattığı şeyi sana da sormak istiyorum üstadım. İnsan ne için yaşar?

Hamza Berber

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirkolikte kayıtlı 9 öyküsü bulunmaktadır.

Hamza Berber yetkili üye konumundadır.


Hamza Berber öyküleri

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri