» Sunay Akyn şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

19.07

2018

Yaşam Okulu

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 22.07.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Yaşamın sıralarında oturuyorduk. Bir bir yaşam okulunda imtihana tutuluyorduk. Sonuca gelmeden kendimizi başarılı sayıyorduk. Ama ne yazık ki hepimiz insanlık dersinde sonuçta kalıyorduk. Yaşamın kitabını okumakla değil yazmayla meşguldük. Bir abaküs boncuğu gibi hayattın bir ucundan öbürüne geçiyorduk. Ta ki kendimizi bulduk zannediyorken, kendimizi kendimizde bir o kadar kaybediyorduk, dedi, adam. Sonra kendi gibi albino hastası olan kızına baktı. Ve,
-Senin de bir gün vaktin gelecek, dedi. Bir yaşındaki kız çocuğu onun ne demek istediğini anlamasa da ona gülümsedi. Ve bu günden sonra günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları hızla kovaladı. O minik kız bu zaman zarfında eşsiz güzelliğe sahip bir genç kıza dönüştü. Kızın sarı ile beyaz arası saçları, süt beyaz bir teni ve masmavi gözleri vardı. Kızın gözbebekleri pembemsiydi. Boyu ve saçları uzun olan kızın kalbide bir o kadar iyiydi. İnsanlara karşı sevecen, hayvan ve doğa sorunlarına duyarlı, zarif ve ince bir kızdı. Yani anlayacağınız insana dair tüm iyi özelliklere sahipti. Yaşamın insanlık dersinde hep birinciydi. Ta ki o gence âşık olana kadar. Gence gelince o ise hayatı umursamaz, hep anı yaşayan, ukala biriydi. İşte onun bu ukala, bilmiş üslubu kızın ona âşık olmasındaki gerekçelerden biriydi. Kız okula her gittiğinde bu gencin oturduğu sandalyenin yanındaki sandalyeye otururdu. Bu da yetmez gence sorular sorar, onun ilgisi olan şeyleri ondan öğrenmeye çalışırdı. Hatta bir gün kısa saçlı kızlardan hoşlandığını o gencin bir arkadaşından öğrenen kız hemen kuaföre gidip saçlarını kestirdi. Kızın tek derdi bu gençle arkadaş olmanın yanı sıra onunla sevgili olmak hatta onunla evlenmekti. Kız bu yüzden her geçen gün zayıflıyor, bu da yetmemiş gibi sürekli düşünceye dalıyordu. Kızın gence aşkı artarken ona yönelik olan davranışları da artıyordu. Mesela o gencin oturduğu sokağa gidiyordu ve oralarda genci görmek uğruna boş boş geziniyordu ya da gencin arkadaşlarıyla arkadaş oluyor ve gencin ne zaman, nerede olacağını öğrenip o mekânlara gidiyordu. Bunun dışında gencin derste verilen ödevlerini bile kız sırf ona yaranmak için yapıyordu. Öyle bir hal almıştı ki bu durum kız için tek dünya bu genç olmuştu. Ve o genç içinde zamanla kız bir dost, bir sırdaş hatta aşık olduğu bir sevgili konumuna gelmişti. Artık gençte bu kızsız duramıyor ve onsuz bir hayat hayal edemiyordu. Hatta genç o kadar ileriye gitmişti ki kıza olan duygularından aile büyüklerine bahsetti. Ailesi başta olumlu yaklaşsa da kızın dış görünüşüne ve onun sahip olduğu albino hastalığına takıldılar. Ve bu kızla gencin ilişkisini onaylamadıklarını söylediler. Bu da yetmemiş gibi o genci yurt dışında okumaya gönderdiler. Genç bu duruma başlarda dirense de ailesini dinlemek zorunda kaldı. Kıza gelince giden gencin arkasından içindeki acıya bakarak kaldı. Ve ilk kez böylece içinde insanlara karşı nefret başladı. Önceleri böyle yaratıldığı için tanrıyı suçladı. Eğer tanrı onu böyle doğuştan hasta yapmasaydı belki şimdi sevgilisinin kollarının olurdu. Sonra insanların bencilliğini suçladı. Belkileri ve çevresine dair suçlular o kadar arttı ki annesi, babası bile bu suçlular listesinde başlarda yer almaktaydı. Ve bir gün bu acıya dayanamadı. Odasına girmiş erkek ve dişi sineğin birbirinin üzerinde durmasına dayanamadı ve onlara ayağından çıkardığı terlikle vurup, onları öldürdü. Ve böylece içindeki acıyla ilk kötülüğünü de yapmış oldu. Tabi bu başlangıçtı! Yolda yürümekte zorluk çeken kör birini iteleyerek yaya yolundan çıkmasına hatta neredeyse ona bu yüzden araba vurmasına sebep oldu ve bu davranışından da gizlice gurur duydu. Ve kendi kendine bu onun için bir kurtuluş fırsatı dedi. Kendi gibi albino hastası olan dedesini öğle güneşinde deniz kenarına götürüp orada bıraktı ve dedesi güneşin etkisiyle ölümle burun buruna geldi. Kızın içindeki acı onu her geçen gün daha kindar ve çevresine karşı daha öfkeli yapıyordu. Ve nedense bu yaptıklarında gizli bir kibirle karışık mutluluk duyuyordu. Sonunda her şeye olan öfkesi kendine de dönüşmeye başladı. Herkesle gereksiz yere kavga eden kız artık kendi kendiyle de kavga ediyordu. İşte bu nedenle bileklerini kesti, kendi insanlık damarlarını kestikten sonra. Ve nedense artık canı acımıyordu. Kendini kendiyle harcarken...


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: yaşam-okul-imtihan

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri