» Attilâ Ylhan şiirlerini mi okumak istiyorsunuz? Öyleyse tıklayın! (yeni)

21.07

2018

Tohum

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 25.07.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Onlar birbirini çok seven iki aşıktı. Aynı topraklarda bir tohum gibi dirilmiştiler birbirleri için. Birinin mutluluğu ötekinin mutluluğu, birinin acısı diğerinin acısıydı. O kadar birbirlerini seviyorlardı ki her gün ileriye dönük hayaller kuruyorlardı. İşte bu nedenle de bir karar vermişlerdi. Ve bir şeftali tohumu ekmiştiler. Şeftali tohumu deyip geçmeyin bu tohum onların her gün buluşma yerleriydi. Aynı zamanda o aşklarının tek şahidiydi. Ve bu nedenle de tohum kıymetlimi kıymetliydi. Çünkü o ağaç olup büyüdükçe onların aşkları da büyüyecek ve hatta bununla da kalmayıp ilerde belki bu ağacın altında kır düğünü yapıp evleneceklerdi.
Bir gün olanlar oldu genç âşıklar ayrılmak zorunda kaldılar. Âşıklardan kız olanının ailesi köyden şehre taşınma kararı almışlardı. Kızı okutmak ve ona iyi bir gelecek sağlamak için. Kızın ailesinin durumu erkek aşığınkinden daha iyiydi. Ve erkek aşığa böyle bir imkân ailesi sunamıyordu. Ve ilk kez âşıklar ayrılığı tattılar. Fakat yazları yine köye gelen kızla şeftali ağacı altında erkek âşık buluşabiliyordu. Bu şekilde birbirlerine olan hasretlerini giderseler de yine de aralarında açılan uçurumu kapatamıyorlardı. Kız eğitim aldıkça değişiyor ve bu haliyle de köylü olma özelliklerini terk ediyordu. Hatta öyle huylar edinmişti ki bu huyları sevdiği adamda da görmemek onu mutsuz kılıyordu. Artık kız neyi sevdiğini sorgulamaya başlamıştı. Neden sevdiği adamda onun gibi okumamıştı ki. Belki okusa aralarında uçurum olmaz ve bir araya geldiklerinde konuşacak bir şeyleri olurdu. Kız içinden geçenleri erkek arkadaşından saklamaya çalışsa da içindeki fırtına onu ondan azar azar koparıyordu. Artık kız yazları köye gitmemeye başladı. Ve vaktinin çoğunu şehirde geçiriyordu. Fakat sevdiğine verdiği sözü hatırladıkça tüyleri ürperiyordu. Kızın hali öyle bir hal aldı ki sonunda iyi bir eğitim sonucu meslek edinse de sevmek ve sevilme yanındaki boşluk onda önemli bir tahribata yol açtı. Artık o bu tahribat sonucu çok hastaydı. Ve ölümle her an burun burunaydı. Fakat kız derdini kimseye anlatamıyordu. Çünkü eğitimle değiştirilmiş ve öyle bir hale gelmişti ki sevdiğinden de, sevmekten de uzaklaşmıştı. Köydeki erkek arkadaşına gelince o da sabırla sevdiği kızın kendisine dönmesini bekliyordu. Ve en iyi becerdiği şeyi sevmeyi gerçekleştiriyordu. Böylece bir gün sevdiği ona dönecek ve yine şeftali ağacı altında buluşacaklar ve onun altında kır düğünü yapacaklardı. Ve o zaman sınırsız birbirlerinin olacaklardı. Ama olmadı.
Erkek âşık bir gün kızın çok hasta olduğunu öğrendi ve onun yanına gitmeye karar verdi. Ve bunun için yola koyuldu. Kıza gelince o artık kendini neredeyse unutmuştu. Çünkü bu hastalık döneminde çok zayıflamış, çirkinleşmiş, en önemlisiyse aldığı eğitimden yana kendinde bir şey kalmamıştı. Tıpkı içi çürümüş bir ağaç gibi hissediyordu kendini. Evet, tam da böyle. Artık hastalık karşısında hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. Bir tek o! Evet, o içinde bir köşede yanan sevme ve sevilme isteği bir alev gibi yanıyordu. O buna dair şeyler düşünürken önceden sevdiği ve şimdiyse yeniden sevdiğini hatırladığı adam onu ziyarete geldi. Fakat ziyaret bekledikleri gibi geçmedi. Uzun bir susuş ve saatlerce birbirine bakan gözler onların yerine konuşuyordu. Erkek aşık kızı aldı ve köye götürdü. Eskisi gibi şeftali ağacı altında oturdular. Ve eskisi gibi aşk üzerine konuşsalar da kızın ömrü bunları dinlemeye yetmedi. Ve şeftali ağacının altına sevdiği kızı bir tohum gibi erkek aşık ekti. Belki o da o tohum gibi bir gün dirilebilirdi. Ama bunun gerçekleşmesi mümkün olmasa da adamın tek inancı buydu. Yıllar geçti. Erkek aşıkta aşka dair bir değişme olmadı. Ve tek becerdiği o şeyi yaptı. Beklemek. Sevdiğini beklemek. Ve istediği sonunda olmuştu. Ağacın altında yaşayan bu adam sonunda ölüm şerbetini içmişti. Artık sevdiğiyle arasına giren dünyaya dair hiçbir şey kalmamıştı. Çünkü ölüm insanları gerçekten eşitliyordu. Ve sevmenin önündeki sınırlarda böylece kalkıyordu.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Etiketler: tohum-aşk-sevmek-ölüm

Öykü için yorumlar

Bu öyküyü sevdim diyenler

Yazarın son 10 yazısı

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri