10.09

2018

Anne Öyküsü

Sıdıka Yakşi

Bu öykü, 10.09.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.



Bugün ıspanaklı börek yaptım. Bir kg. ıspanak aldım, yıkadım, temizledim, doğradım, biraz kavurdum. Sonra hazır yufkanın içine koydum. Ama benim bir kg. ıspanaktan sadece on iki börek çıktı. On iki börek kime yeter. Biz beş kişiyiz. Hadi küçük oğlum, üç günlüğüne kampa gitti. Yine dört kişiyiz. 3*4=12. Yani bir kişiye üç börek düştü. Yetmez ki! Üstelik, tepsi dolmadı. Yufkalar arttı. O zaman dedim, "Dolapta kıyma vardı. Onu kullanayım." Kıymayı çıkardım. İçine soğan rendeledim. Biraz da, pul biber,nane ve tuz kattım, yoğurdum. Kalan yufkalara kıyma sararak, ıspanaklı ve kıymalı böreklerimle, fırın tepsimi doldurdum. Artık içim rahat. Böreklerimle herkes doyabilir. Ailem, bol bol yesin. Dişlerinin kovuğunda kalmasın; yedikleri börek.
Börek işini böylece bitirdikten sonra, "Kalan kıymayı değerlendireyim" dedim. Çünkü onu sabah buzluktan çıkarmıştım. Buzu eriyince, ertesi güne kalmamalı, bozulabilir.
Kıymamın içine dünden kalmış, biraz bayatlamış ekmeği kattım. Bir güzel yoğurdum. Küçük küçük şekiller verdim. Bitirince saydım. Toplam 15 adet köfte olmuş. Ama biz dört kişiyiz. Herkese dört köfte düşseydi, daha iyi olurdu. O zaman ne yapmalı?
Köfteleri inceledim. Büyük olan birkaç köfteden parçalar kopardım. O parçalardan, bir köfte daha yaptım. Şimdi tamam. Herkese dört köfte düşüyor.
Dört köfte az biliyorum ama kıymanın bir kısmını böreğe kullandım.
Köfte yaparken, genellikle altı adet olmasına uğraşırım. Çünkü köftecilerde altı adet veriyorlar. Yani bir porsiyonda altı köfte oluyor.
O arada kedimiz miyavlamaya başladı. "Ne istiyorsun oğlum" diye sordum. O banyo kapısının önüne oturmuş olarak, miyavlamaya devam ediyordu. Anladım ki, banyoya girecek. Kedimiz suyunu, banyodaki kovadan içiyor. Başka yerlere içmesi için ona kaç kere su koydum ama O, suların hepsini döktü. Koyduğum hiçbir yerden su içmedi. Sadece banyodaki kovadan su içmeyi seviyor. Ellerim köfteli olduğu halde, kolumla gidip, ona banyo kapısını açtım. Biraz da, "Tatlı kedim benim susamış mı O? Ah yerim ben onu. Canım O benim" diyerek kedimi sevdim bu arada. Bu sefer de, telefon çalmaya başladı. Ellerim köfteli olduğu halde, salona koştum. Telefonumu kirletmemeye çalışarak, parmak uçlarımlda açtım. Bir süre arkadaşımla konuştuktan sonra tekrar mutfağıma döndüm. Sonra ellerimi yıkayarak, Mutfaktaki dağınıklığı biraz toparladım. Yemek yaparken mutfak darmadağınık oluyor.
Bugün köfte ve börek işim halloldu ama bir de, "Sulu yemek yapayım" dedim. Hepsi kuru oldu bugün. Dolabıma baktım. Taze fasülyelerimi gördüm. Oradan bana gülümsediler. "Hadi bizi pişir" dediler. Ben de onları kırmadım. Oturdum, fasülyelerimi bir güzel ayıkladım. Düdüklü tencereme fasülyelerimi doldurdum. Üzerine, soğan, salça ve biber doğrayarak, düdüklü tencereme ocağımın üzerine oturttum. "Haydi güzel güzel pişin bakalım" dedim.
Tamamdır. Börek fırında, düdüklü tencere ocağın üzerinde.
Bugün yemeklerim hazır sayılır artık.
Eh bende şimdi kendime bir Türk kahvesi yapayım da, şöyle balkonumda keyiflice içeyim.
Ohh börek mis gibi kokuyor.


Sıdıka Yakşi

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri