30.09

2018

Çorlu

Zübeyde Yalçınkaya

Bu öykü, 02.10.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Büyülü dağda Yornuk'ta yaşayan Çorlu için hayat çok sıkıcı ve sıradandı. Bu yüzden biran önce hayatında değişiklikler yapmak istiyordu. Bu nedenle bu sıralar hayatında ne tür bir değişiklik yapması gerektiği üzerine sık sık düşünceye dalıyordu. Artık ne yapması gerektiği konusunda bir karar vermeliydi. Ve bunu da çok çabuk, evet, evet biran önce, hemen şimdi yapmalıydı. Çorlu koca bir sevinç çığlı attı. Bağırarak,
-Buldum. Evet çok güzel her şey istediğim gibi olacak, dedi. Sonra Yelkim adlı yere gitmeye karar verdi. Bulunduğu yerden günlerce uzaklıkta olan Yelkim adlı yere sonunda gelen Çorlu önce etrafına şöyle bir baktı. Etrafındaki insanlarda en az onun kadar ona bu kim sorularıyla baktılar. Malum Yelkim adlı yerde herkes birbirini tanırdı. Buraya yabancı birinin geldiği ise hemen duyulur ve fark edilirdi.
Yelkim'de yaşayan insanlar iyilik ve yardımseverdi. Bu nedenle de yabancı olan kim olursa olsun ona yardımcı olmaya çalışırlardı. Çorlu'da onlar için yardım edilmesi gereken insanlardan sadece biriydi. Kalabalığın içinden Başlamış adlı kişi Çorlu'nun yanına giderek,
-Burada tanıdığın birileri ya da kalacak bir yerin var mı, dedi. Çorlu,
-Yok ama, sorduğuna göre belki sen bana yardım edebilirsin. Al bu bir kese altını ve bana hemen kalabileceğim bir yer ayarla, dedi. Başlamış,
-Gerek yok ben sana bunlar olmadan da bir kalacak bir yer bulmanı sağlarım, dedi. Sonra Başlamış, insanlar hakkında kötü düşünmemek gerektiğine inanmasına rağmen Çorlu hakkındaki ilk izlenimi öyle pekte iyi olmadı. Fakat buna rağmen o zamanla buraya alışır ve kendilerine benzer diye ona yine de yardım etti. Onu misafir olarak kalması için Yolbak'ın evine götürdü. Yolbak çevrede misafirperverliğiyle tanınan insanlar için çok değerli biriydi. Yolbak her zamanki gibi gelen bu misafiri de geri çevirmemiş ve evine kabul etmişti. Yolbak, Çorlu'ya,
-Üzülme artık kalacak bir yerin ve ileride de senin için iyi bir arkadaş olacak emin ellerin elindesin, dedi. Bu sırada Yolbak'ın evinde kalan Atılgan, İdgü ve Yüzlüg içeriye girdiler. Ve Çorluyla tanışıp yeni bir arkadaş edinmenin mutluluğunu hep birlikte yaşadılar. Fakat bilmedikleri bir şey vardı. O da Çorlu'nun göründüğünden daha farklı biri olmasıydı.
Çorlu yeni arkadaşlarıyla tanıştığından beri onları diğerlerinden farklı kılan özelliklerini araştırmaya başladı. Başlamış çalışkan, Yolbak misafirperver, Atılgan cesur, İdgü güzel, Yüzlüg ise çok dürüst biriydi. Çorlu onlarla bir oyuncak gibi oynamaya karar verdi. Derdi onların sahip oldukları ve onları diğerlerinden farklı ve özel kılan bu özellikleri ortadan kaldırmak ve onları sıradan birileri haline getirmekti. Ve bu iş onun için çok kolaydı. Önce hangisinden başlayacağına karar verdi. Sonra ise planını bir bir gerçekleştirmeye başladı. Listenin başında Başlamış vardı. Başlamışı öyle tembelleştirmeliydi ki bir daha asla eski haline dönmemeliydi. Bunun için önce Başlamış'ı çakıra alıştırdı. Başlamış o kadar çok çakır içiyordu ki sonunda artık çakır içmekten başka bir şey yapmamaya başladı. Tüm gün boyunca içiyor, içmediğinde de yatıp uyuyordu. Çorlu ise bu işe seviniyor ve elde var bir diyerek zaferini kutluyordu. Çorlu ellerini ovuşturarak,
-Sıra geldi Yolbak'a, diyor ve kıs kıs gülüyordu. Ama Çorlu'nun işi zordu. Yolbak'ı nasıl ikna edebilirdi. Bunun için önce Yolbak'ın hoşlanmayacağı şeyleri öğrendi ve bunları kullanmaya başladı. Yolbak, çok temiz ve titiz biriydi. İşte bu onun kullanılması gereken zaaflarından biriydi. Çorlu, evde kimse yokken evde kalan diğer insanlar evi dağıtmış gibi yapıyordu. Mesela, İdgü'nün takılarını mutfağa, Atılgan'ın kirli elbiselerini salona koyuyordu. En önemlisi ise Yüzlüg'ün dürüstlüğünü zedelemek içinde Yolbak'ın yaptığı gömeçleri yerinden alıp Yüzlüg'ün yatağının üstüne ufalıyor ve sonrada onları onun yatağının altına saklıyordu. Yolbak, bu işten o kadar usanmıştı ki sonunda arkadaşlarını evinden kovdu. Çorlu'da onlarla birlikte evden ayrılmak zorunda kalsa da daha arkadaşlarıyla işini bitirmemişti. Hepsi birlikte Başlamış'ın evine gittiler. Başlamış içinse bu durum umurunda değildi, tek derdi içki içmekti. Buna da kimse karışmadıkça sorun değildi.
Çorlu burada da kötülük yapmaya devam etti. Sırada İdgü vardı. İdgü'nün en önemli vasfı güzel olmasıydı. Bu yüzden onun güzelliğini bozmalıydı. Gece İdgü uyanmasın diye onun içeceğine uyku getirici bir bitkinin suyunu katıyordu. Bu nedenle de İdgü geceleri ne yaparsanız yapın uyanamıyordu. Bu durumsa Çorlu'nun işine geliyordu. İdgü uyurken onun yüzünü yara yapacak özel karışımlar sürüyordu. Ve gerçekten bu karışımlar onun istediğinden daha iyi sonuçlar vermişti. İdgü arttık çirkin, yüzü yara bere dolu biriydi.
Atılgan'a gelince bu iş biraz zordu. Ama halledilmez değildi. Çorlu Atılgan ata her bindiğinde çaktırmadan ata cebinden çıkardığı iğneyi batırıyordu. At bu yüzden çifteye kalkıyor ve Atılgan'ı üzerinden atıyordu. Atılgan'ın tek mustarip olduğu konu bu değildi. Yemek yapsa ya tadı kötü oluyor ya da yanıyordu. Çeşmeden su taşısa kovadan hepsi yerlere akıyordu. Artık Atılgan işe yaramadığını ve her işi yaparım demesine rağmen yapamaz hale gelmişti. Kısacası cesaretini kaybetmişti. Cesurluğundan dolayı da saygınlığını. Çorlu yine sonunda birini daha halletmişti. Elde var son diyordu. Evet, Çorlu için halletmesi gereken biri daha vardı. O da Yüzlüg'dü. Ne de olsa Yüzlüg'ün dürüst olduğuna dair insanların zihnindeki düşünceyi yıkmıştı. Ama Yüzlüg'ü nasıl dürüst olmamaya ikna edecekti. Ve bu gerçekten zordu. Yüzlüg bir kıza aşıktı. Ve onu nasıl elde edeceğini bilmiyordu. İşte bunun için Çorlu ona kendi ile ilgili gerçeği saklamasını kısacası yalan söylemesini istedi. Gönlüne söz geçiremeyen Yüzlüg kendini kıza öyle tanıttı ki kız onu olağan üstü biri gibi görmeye başladı. Bu durum karşısında da Yüzlüg böbürlenmeye başladı. Fakat kız onunla ilgili gerçekleri öğrenince onu terk etti. Yüzlüg'de bu olay sonucunda o kadar üzgündü ki bu olanların asıl sorumlusu olanı fark edemedi. Artık Yüzlüg yemek yemiyor, uyumuyor ve odada yalnız başına bir köşede oturuyor ve sürekli düşünüyordu. Tam da bu sırada Çorlu'nun hızlıca elinde bir şişeyle İdgü'nün odasına girdiğini gördü. Onu takip eden Yüglük, Çorlu'nun elindeki suyu İdgü'nün yüzüne sürdüğünü gördü. Bu olay sonucunda İdgü'nün neden yüzünün yara bere içinde olduğunu anladı. Sonra Çorlu'yu göz kıskacına aldı. Atılgan'ın cesaretini nasıl kırdığını, Başlamış'ı nasıl içkiye alıştırdığını ve hatta Yolbak'ın neden onları kendi evinden kovduğunu anladı. Başlamış bu durum sonucunda bir karar verdi. Evet, gerçeği herkese anlatacaktı. Fakat dürüst olmadığına herkes inanmadığı için kime ne anlatsa boştu. Bu yüzden önce Başlamış'dan başladı. Onun içki içme alışkanlığından kurtardı. Sonra Çorlu'nun İdgü'nün yüzüne sürdüğü bitkisel suyu sakladığı yeri buldu ve ona şifalı bitkilerin olduğu suyu koydu. Böylece onun yüzündeki yaralar iyileşmeye başladı. Atılgan'a Çorlu ortada yokken ata binmesini için onu cesaretlendirdi. Ata binebildiğini gören Atılgan'a her şeyi anlattı. Sonra diğer arkadaşlarına da gerçeği söyledi. Artık hepsi Çorlu'nun gerçek yüzünü görmüşlerdi. Ama ona iyi bir ders vermeliydiler. Bunun için Çorlu'nun zayıf yönünü kullandılar. O da iyi olmaktı. Çorlu'ya sen ne kadar iyisin diyorlar ve onun iyiliğinden dolayı ona daha yakın davranıyorlardı. Bu durumdan rahatsız olan Çorlu sinirinden buraları terk edip, ski yerine Büyülü dağdaki Yornuk'a geri döndü. Çünkü burada kimse ona iyi demiyordu. Ve istediği kötülüğü yapabiliyordu.


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Etiketler: çorlu-iyilik-kötülük
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri