17.10

2018

Çeyrek Kala Aşk

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 18.10.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Adımları hızlandıkça buluşma noktasına yetişmeye çalışan rüzgarın etkisiyle yapraklarını güçsüz bedeninde zor tutuyordu papatya ve daha hızlı gitmesinin imkanı yoktu. Çok zamanıda yoktu geç kalmamalıydı. Yerini kaybetmek istemiyordu. Yıllar sonra yeniden toplanarak; aşka eşlik edecek olanlar belirlenecekti ve papatya geç kalarak yerini kaybetmek istemiyordu. En iyisi bir kuytuya sığınıp rüzgarın hızlıca geçmesini beklemekti. Rüzgar hiç seçilmemişti bugüne kadar ve bu defa seçilmek için herşeyi yapacaktı. Daha önceleri yaprakları döküyor, soğuk getirip çiçekleri solduruyor, sıcak getirip herşeyi kurutuyor diye seçilememişti ama bunda güneşin suçu var diyip durmuştu hep.

Papatya sığındığı kuytutan çıkıp yapraklarını düzeltti en güzel halini aldı rüzgar çoktan varmış sakin sakin diğerlerinin gelmesini bekliyordu. Güneş tepede olan biteni izliyor, ay ise güneşten aldığı ışıkla güzelliğine güzellik katma derdinde sessiz bekliyordu. Herkes gelince tepeden hemen inerlerdi. Mevsimlerden Eylül ve Mayıs yola düşmüş geliyorlardı. Bu arada papatya pekte hızlanmaya gerek yok diye düşündü çünkü geçerken görmüş güller bu defa katılmayacak gibiydi yerlerinde öylece tartışıp duruyorlardı. Güllerin biri diğerine bizim dikenlerimizi söküp atıyorlar canımızı yakıyorlar; oysa güzelliğimizi sunarken ellerinden akan kan damlacıkları değilmi bizi varlığımızı anlamlı kılan. Dikenimizi sökmedikleri zamansa bizi tercih etmiyorlar bu defa katılmayalım diyordu. Diğer güllerin baskısıyla ikna olacak gibiydi ne olursa olsun biz hep seçildik gitmek gerek diyorlardı. Güller arasında renk çeşit farkı olsada bu toplantıya katılma konusunda oybirliği gerekiyordu ve oybirliği için uzun uzun müzakereler yapılırdı ve hep son anda yetişirlerdi. Papatya yanlarından geçerken yapraklarını savurmuş toplantıya doğru gittiğini belli etmişti.

Papatya yoluna devam ederken Eylül ve Mayıs hangisinin neden seçilmesi gerektiği konusunda tartışıyorlardı. Mayıs ben herşeyin en yeşil en güzel olduğu mevsimim derken Eylülse ben tüm mevsimlerin sonu ve başıyım seninde kıymetini herkes benim gelişimden anlar demişti Mayıs'a. Onlar tartışmalarını sürdürürken papatya edalı yürüyüşüne devam ediyordu. Bu arada üzerinden bir çift beyaz güvercinde toplantı yerine doğru uçmaktaydı ve bir kaç toplantıdır seçilmiyoruz bu defa seçilmemiz gerek diyorlardı. Papatya bu toplantının diğerlerinden kalabalık olacağını anladı; seçim bu defa daha zorlu olacaktı. Gerçi aşk karar verirdi nihayetinde ama kalabalık arasından seçilmek daha da zordu hele böyle yorucu bir yolculuğun ardından.

Papatya yoluna devam ederken büyük damar ayakları ile ulu bir ağaç geçti yanından her bir adımı papatyanın bin adımına denk gelirdi. Papatya şaşkın; sendemi toplantıya diye seslendi. Ulu ağaç durdu; binlercesinin şahidiyim bak gövdeme herşey burda kazılı bende yaşar giderler dedi. Papatya seni seçmezki niye seçsin kocamansın nasıl olacak ki demişti. Ulu ağaç güldü; seni aldıklarında bir kaç gün içinde unutulursun zaten çoğu zaman birbirlerine ispat olsun diye yapraklarını koparmazlarmı; oysa ben bedenimde büyütürüm izleri demişti. Yıllar yıllar sonra gelip izlerini sever bakar giderler dedi. Papatya artık iyiden iyiye korkmaya başlamıştı. Seçilmemesi halinde ne yapardı. Ulu ağaç ve papatya konuşurken Mayıs ve Eylül yetişmişti onlara. Ulu ağaç bir adım daha attığında papatya hızlanmaya başladı. Rüzgar yerini almış sakin sakin bekliyordu. Güneş tüm haşmeti ile tepeden olup bitene bakıyordu. Güvercinler neredeyse varmış ay hala güneşten gelen ışıkla kendini güzelleştirmek için uğraşıyordu. Aşk ortalarda yoktu hala zaten nerden çıkacağı belli olmaz nasıl geldiğini de kimse anlamazdı. Gelir seçimlerini yapar giderdi.

Papatya hızlandıkça hızlanıyordu. Az sonra gölge beliriverdi yanında. Diğerlerini gördükten sonra Gölgeye sormadı bile sendemi toplantıya gidiyorsun diye. Gölge uzun uzun zaman sonra katılmak istemişti nede olsa uzun zamanlar önce birçok şeye gölge olmuş nice şahitlikleri vardı. Papatya iyiden iyiye hızlanmış bozulan yapraklarına artık aldırmıyordu. Hızlandıkça gelip geçenlerin sayısı da artıyordu. Su bile toplantıya gidiyordu. Hatta bugüne kadar hiç davet bile edilmeyen karanlık bile bir ara papatyanın yanından geçip toplantı alanına doğru gitmişti.

Çok az bir yolu kalmıştı papatyanın ileride toplantı alanına ulaşanları görebiliyordu. Ulu ağaç, beyaz güvercinler, Mayıs ve Eylül, gölge, karanlık, rüzgar, su yerini almıştı. Gerisinde ise gül vardı nihayet oybirliği sağlanmış gül katılmaya karar vermişti. Dağ bile herkesten önce yerini almıştı başka başka çiçeklerin yanında. Papatyanın gözü yaşlanmış seçilememe korkusu sarmıştı. Nihayet toplantı alanına varmış diğerlerinin hararetli tartışmalarını dinliyordu. Ay ve güneşte inmiş yerlerini almış herkes heyecanla aşkı bekliyordu. Birisi zamanı sordu zaman da gelmiş en arka sıralardan toplantı saati yaklaşıyor demişti. Hararetli tartışmalarla geçen epey süreden sonra zaman çeyrek var demiştiki aşk beliriverdi karşılarında. Kimse herzamanki gibi nerden geldiğini anlamamıştı. Bugüne kadar öğrendikleri tek şey aşk hep çeyrek kala gelir ve seçimini yapar giderdi.

Sırayla söz aldılar kimi uzun kimi kısa niye seçilmesi gerektiğini anlattı. Kimi her zaman söylediklerini söyledi kimi yeni şeyler de ekledi. Aşk hepsini sabırla dinledi birazda yorgun görünüyordu ve onun bu hali diğerlerinin hoşuna gitmemişti. Nihayet son olarak papatya da söyleyeceklerini söylemiş sıra aşkın seçimine gelmişti. Aşk çok yorgunum diye başladı söze. Ulu ağaca dönerek seni ve gölgeyi seçiyorum. Sen duracaksın gölge olacak ve orada çok çok uzun yıllar dinleneceğim çünkü çok yorgunum dedi ve ortadan kayboldu. Nasıl geldiğini anlamadıkları gibi aşkın nasıl gittiğini de anlamamışlardı. Bunca zaman öğrendikleri tek şey aşk çeyrek kala gelir seçimini yapar ve giderdi.

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: aşk-zaman-seç
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri