08.11

2018

Gören Göz Kalemi

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 08.11.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Kaleme uzandığında sadece gören gözler okuyabilir demişti satıcı. -bende görebiliyorum üstelik okumam da var dedi. Satıcı biraz mahçup öyle demek istemedim. Almak üzere olduğunuz kalemin bir özelliğidir, sizin yazdığınızı herkes okuyamaz. -bu nasıl bir özellik böyle bildiğimiz kalem işte ben yazarım isteyen okur dedi. Satıcı hayır efendim hayır, bu kalem bildiginiz kalemlerden değil demişti. -peki ben şimdi bu kalemi alıp bir şey yazdığımda siz bunu okuyamayacakmısınız diye sordu. Satıcı bilemiyorum belkide okuyabilirim demişti. Az öncede söylediğim gibi sadece gören gözler okuyabilir yazdığınızı. -Pek anlamadım bu gören göz nasıl oluyor demişti satıcıya. Satıcı pek nadir üretilen ve yine daha önce kalemden sattığı bir kişinin yazdığı bir kağıdı çıkardı ve okuyun dedi. -bu boş bir kağıt benimle dalga mı geçiyorsunuz demişti satıcıya. Satıcı mahçup bir halde yine tabiki hayır efendim dedigim gibi almak istediğiniz kalem pek nadir bir kalemdir ve onunla yazılanı ancak gören gözler okur. -biraz sinirli bir şekilde peki peki dediğiniz gibi olsun ben bu kalemi almak istiyorum demişti.

Hiçbir şey anlamamış bir şekilde ayrılmıştı satıcının yanından. Elinde az önce aldığı kalem kafe'nin caddeye bakan yanında oturmuş çayını içerken; nasıl olurda bir kalemin yazdığını herkes okuyamaz diyordu kendi kendine. Düşünceyle caddeyi izlerken başka bir isteğiniz varmı demişti. -Kaleminizi alabilir miyim dedi. Çalışan kalemi uzatırken zaten bir kalem var elinizde demişti. Bir cevap vermeden lütfen adınızı söylermisiniz dedi çalışana. -Eylül adım. Çalışanın verdiği kalemle adını yazdı okuyun dedi. -Eee ne var bunda dedi çalışan adım yazıyor. Kalemi uzatıp teşekkür etti ve bir çay daha istedi. Kağıda satıcıdan aldığı kalemle Eylül yazdı... Eylül çayı getirip masaya bıraktığında; - lütfen okurmusunuz dedi. Beyefendi dalga mı geçiyorsunuz adım yazıyor burada dedi. Birazda mahçup olarak teşekkür etti kendisine anlamsız anlamsız bakan çalışana...

Hızlı adımlarla bir kaç sokak ötede kalemi aldığı satıcının yanına yürüdü. Vardığında satıcı yoktu. Akşam olmak üzereydi. Yine gelip kalemin hiç bir özelliği yok diyeceğim dedi kendi kendine; birazda kızmıştı satıcıya. Eve geldiğinde kalemi masaya bıraktı. Rutin işlerden sonra yeni aldığı kitabı okumaya başladı. Sahafları gezer ve eski kitapları satın alırdı. Çok fazla yeni kitabı olmamıştı. Kendisininde içinde her zaman birşeyler yazma isteği vardı ama okuduklarından sonra yazma isteğini hep ötelemişti. Ya bu kadar güzel yazamazsam diyordu okuduğu her kitaptan sonra. Bir süre sonra yorgun gözlerini ovuşturdu kitabını kanepenin kenarına bıraktı. Uyumak için erken bir saat diye düşündü. Kitap okurken neredeyse duyulmayacak kadar kıstığı radyonun sesini açtı. Masadaki kalem ilişti gözüne. Kalem elinde 'radyoda en sevdiği şarkılar'- gören gözler okuyabilirmiş dedi kendi kendine...

Bugün ilk işi o satıcıyı bulmak olacaktı. Hızlı adımlarla evine çok uzak olmayan satıcının olduğu caddeye varmak istiyordu. Bir kaç dakika sonra ulaştı satıcı henüz yoktu. Kafeye doğru yöneldi. Masaya yöneldi bugün başka bir çalışan vardı. Çay istemişti. Çayı getirmiş masaya bırakmıştı çalışan. Elindeki kalemi görünce siz o kalemli beysiniz demişti gülerek. -Nasıl yani anlamadım şeklinde başını salladı. Çalışan Eylül anlattı sizi dedi. Bir kaç saniyelik sessizlikten sonra başka bir isteğiniz varmı diye sordu. Hayır anlamında başını sallamıştı. Anlaşılan bu kalemin yüzünden kendisine baya bi gülmüşlerdi. Kafeden çıkarken çalışanın kendisine bakışını yakalamıştı. Hızlı adımlarla caddeye yöneldi satıcı artık gelmiştir diye düşünüyordu. Kızacaktı bu kalem için satıcıya. Fakat satıcı yerinde yoktu. Başka bir işi de yoktu eve yöneldi. Hep aynı sokakları kullanarak evine giderdi. Bugün yolunu uzatacak olan kafenin olduğu caddeyi kullanmak istedi. Kafenin önünden geçerken siyah beyaz kıyafetiyle Eylül'ü görmüştü.

Eve geldiğinde öğlen bile değildi. Aklında hala satıcı ve kalem vardı. Masanın üzerinden bir kağıt ve kitap aldı balkona yöneldi. Sandalyeyi balkon demirlerine yaklaştırıp bir ayağını balkon demirinin altındaki duvarla olan boşluğa koydu. Birşeyler yazmak ve birilerine okutmak istiyordu ve satıcıya bu kalemin sıradan bir kalem olduğunu ispatlamak için kullanacaktı. Henüz bir şey yazamamıştı. İçeriden radyoyu alıp geldi, sevdiği kanalı ayarladı. Her zaman bir yazma isteği olsada bir türlü başlayamadı yazmaya. Ama kalemi bir kez daha test etmek istiyordu. Belkide satıcı öğleden sonra orda olurdu. Kitaplardan bir alıntı yapmak geldi aklına içeri yöneldi bir şiir kitabı getirmişti, karıştırmaya başlamıştı sayfaları sonra durdu diğer kitabı dizinin üzerine koyup bir şeyler yazdı ve kağıdı cebine koydu.

Öğleden sonra kafeye doğru yöneldi. Eylül ordaydı. Yine caddeyi gören masaya yöneldi. Bir kaç dakika sonra Eylül yüzünde gülümsemeyle ne istersiniz kalemli bey dedi. Kendiside gülerek adım kalemli bey oldu sanırım dedi ve çay istedi her zamanki gibi. Çayı bırakmış başka bir isteğiniz varmı diye sormuştu Eylül. Cebinden kağıdı çıkardı lütfen okurmusun dedi. -Yinemi adım yazıyor demişti Eylül. Hayır hayır lütfen okurmusun diyerek kağıdı uzattı. Sevdiğim bir şiirdir dedi Eylül. -Okuyabiliyorsun yani orda yazanı dedi. Tabiki okumam yazmam var dedi kızarak. -Hayır hayır kızmana gerek yok bu kalemi aldığım satıcı bu kalemle yazılanı ancak gören göz okur demişti yani sihirli gibi bir şey sanırım. Ama ben ne yazsam okunabiliyor. Garipmiş diyerek ayrılmıştı yanından Eylül ve satıcının kendisini bu duruma düşürmesinden bir hayli bozulmuştu. Kafeden çıkıp hızlı adımlarla caddeyi geçti satıcı nihayet ordaydı. Kızgın halini görünce kalem için geldin anlaşılan dedi. -Evet dedi kalemin yazdığını herkes okuyor sen kalemin özellikli olduğunu söyledin. Benim istediğim sıradan bir kalemdi sen bu kalem özellikli dedin ve öyle değil diye çıkıştı satıcıya. Satıcı daha öncede bu durumla karşılaşmıştı. Yazdığını alabilir miyim dedi. Cebinden kağıdı çıkarıp satıcıya uzattı. Ama bu bilinen bir şiir siz kendi cümlelerinizi yazarsanız ancak kalemin özelliği ortaya çıkar demişti. Peki dedi satıcıya kendim yazıp tekrar gelirim yanına ve gelmeden birkaç kişiye okutup ispatlayacağım bunun sıradan bir kalem olduğunu sana dedi ve ayrıldı. Yine uzun yoldan kafenin olduğu caddeden gitmek istedi eve kafenin önünden geçerken Eylül'ün kendisine gülümseyerek bakışını görmüştü.

Aradan birkaç hafta geçmiş hala bir şey yazamamıştı. Bu arada hemen her gün kafeye gitmiş Eylül ile arkadaş olmuşlardı artık. Bazen bir saate yakın oturup konuşuyorlardı bazen yeni müşterilere bakıp tekrar dönüyordu yanına. Adını söylemesine rağmen herkes ona kalemli bey diyordu. Her gün kalemi eline alıp bir şeyler yazmak istesede bir türlü cümleye başlayamıyordu. Bir aydan daha fazla zaman daha geçti ve hala yazamamıştı. Ancak artık bir şeyler yazsa bile bu Eylül için olacaktı...

Kafeden dönerken Eylül'ün ve diğerlerinin gözlerinde söylenmesi beklenen o sözcükler niye söylenmiyor bakışı vardı. Akşam olmuş radyonun sesini her zamankinden biraz daha fazla açmıştı. Kendini müziğe vermiş aklında uçuşan cümlelerden bir kaçını en azından birini yakalayıp kağıda dökmek istiyordu. Masaya yöneldi herzamanki küçük kâğıtlardan bir tane aldı. Elinde kalem kağıt odanın içinde bir o yana bir bu yana gidip geliyor, kimi anlar kendini kanepeye bırakıp kaleme sarılıyordu fakat bir türlü yazamamıştı. Neredeyse sabah olacaktı hala bir satır bir şey yoktu. Gözleri kapanmaya başlamıştı, radyoyu kapadı. Elinde kağıt kalem odasına yöneldi. Hızla döndü ışıkları açtı tekrar ve beş dakika kadar yazıp geri karaladı. Sonunda karalanmış kimi buruşturulup atılmış onca kağıdın arasından epey bir yazı çıkacaktı. Hemen yeni ve daha büyük bir kağıt aldı. Yazdıklarını temize geçti. Bir kaç saat uykudan sonra kafeye gitti. Her zamanki masaya geçti. Diğer çalışanlardan biri elinde çayla gelmişti. Cebinden kağıdı çıkarıp uzattı okurmusun dedi. Kağıtta bir şey yazmıyor diye tekrar uzattı kızarak. Şaşırmıştı kalem gerçekten özelmiydi. Ayaklandı bir kaç kişiye daha verdi kağıdı herkes kızarak kağıdı geri uzattı. Masaya geçti tekrar az sonra Eylül geldi. Yüzündeki heyecanı farketmiş hayırdır kalemli bey demişti. Cebinden kağıdı çıkardı uzattı. -Yinemi dedi Eylül almak istemezken lütfen oku demişti. Eylül yazılanları okurken gözyaşlarını tutamadı. Uzanıp tuttu kalemli beyin elini ve bir daha bırakmayacaktı. Kafeden çıkıp elele yürürken farketmeden satıcının olduğu caddeye gitmişlerdi. Satıcının önünden geçerken Eylül farketmemişti ama satıcı ve kalemli bey birbirlerine başlarını sallamıştı. Birkaç adım uzaklaştılarki satıcı gören göz kalemleri gelmiştir diye sesleniyordu.

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: aşk-yazı-kalem-his
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri