20.11

2018

Çocuk Hakları Günü

Hüseyin Özüpekçe

Bu öykü, 21.11.2018 tarihinde günün yazısı seçilmiştir.

Bir varmış bir yokmuş ile başlayan masallarla büyüdük hemen hepimiz. Uzak ülkelerde hep mutluluklar yaşanıyordu ve hiç birimiz ölümün çok erken yaşta gelen soğuk yanından habersizdik. Çizgi filmlerimizde hep kahramanlarımız galip geliyordu ve hiç birinin ölmesi söz konusu değildi. Hepimiz bilirdik sonunda Jerry o minicik haliyle Tom'a galip gelecekti ve He-man kazanacaktı. Birlikten kuvvet doğar derlerdi bize Voltran ile öğretilmeye çalışılıyordu. -Her evde bulunmayan siyah beyaz televizyon zamanlarında Voltran izlemek çocukluğumun en renkli yanıydı, üstelik 70'li yıllardan kalan televizyonumuz bozuktu; çizgi film günleri komşuya götürülür gösterilen yerde kıpırdaman izler dönerdik. Dünya bir mutluluk diyarı gibi resmediliyordu bir şeyleri kavramaya henüz hazır olamayan çocukluğumuzda. Türlü türlü yaramazlıklar peşinde koşar sokakları alt üst ederdik fakat şimdilerde devlet başkanlarının bile sahip olmadığı bir dokunulmazlık zırhımız vardı. Çocuktur yapar sözünün arkasına hangimiz sığınmadık ki?

Sanırdık ki hikâyeler de anlatılan her şey gerçek ti, çünkü gerçek hayatta küçücük mahallemizde biz kötü hiçbir şey duymuyorduk; daha sonraları anladık ki bize duyurulmak istenmiyordu. Çocuk dünyası denen bir yer vardı ve o dünyanın yıkılması istenmiyordu. Eşit koşullarda geçirilirdi çocukluk yılları, mesela evimiz kiraydı diğer bazı çocukların olduğu gibi ama ev sahibi olan çocuklarla bir farkımız yoktu. Elbiselerimiz aynı yerden alınır, aynı bakkaldan alışveriş yapılırdı. Zengin olanların en fazla BMX bisikletleri olurdu onlarda bir tur bindiririm ha annem görmesin derdi hepimiz bisiklet özlemimizi bir şekilde atardık. –yirmili yaşlara kadar mahallemizde çoğumuzun bireysel bisikleti olmadığını hatırlatmak isterim.-

Hiç birimiz bilmezdik dünyada neler yaşandığını çok sonraları televizyonlar renkli hale gelip özellikle yanı başımızda olan Irak ile olan sorunlar gündeme geldikçe ve büyüklerimizden duyduklarımızla öğrenmiştik çocuklarda ölebiliyordu. O günlerde güya bize gaz bombası gelecekti ve naylonlarla gaz bombasına karşı geliyorduk. Sokakta oynarken gelirse eğer oğlum ağzımızı burnumuzu kapatır eve kaçarız diyorduk. Çocukluğun bilmezliği ne kadar da güzeldi. Çok sonraları Halepçe de gösterilen çocuk görüntülerini gördüğümü hatırlıyorum ki o sahneler geldiğinde gözünü kapat uyarısı hiç eksik olmazdı. Hepiniz hatırlarsınız bunu kötü yada korkunç bir sahne varsa gözünü kapat denirdi ki bir çocuksu yanımıza galip gelemeden parmaklarımızı aralar yarım yamalakta olsa bakmaktan geri kalmazdık.

Elbette her çocuk gibi çabuk unutuyor ve yeniden ölümün olmadığı çocuk dünyamıza dönüyorduk ki ölüm bize zaten doğru düzgün anlatılmıyordu hala da iyi anlatıldığı kanısında değilim. Kendi oyuncaklarını kendi yapan bir nesildik bizden daha büyük olanların yardımları ile ele ne geçerse oyuncağa dönüştürüyorduk. Dünyanın başka başka yerlerinde elektronik oyuncaklar devredeyken üç beş bilye birkaç demir parçası biraz tel ile tasarım harikası oyuncaklar yaratıyorduk ve 23 Nisan'ımız vardı. Bize o günlerde sorulan soru kızım, oğlum bize 23 Nisan'ı kim hediye etti olurdu? Hep bir ağızdan Atatürk cevabını alan öğretmen sanki uzay keşfi yapmış gibi mutlu olurdu. Hiç birimizin aklına da gelmezdi niye hediye etti nasıl hediye etti diye sormak öyle ya ilkokul öğrencisi çocuksun tek derdin oyun oynamak.

Yıllar geçtikçe her yörede ve mahallede olduğu gibi değişim; çocukluğumuzun en güzel yanlarını aldı götürdü. Gazoz kapağından koleksiyon yapan bir çocukluktan sonra gameboylar girmişti hayatımıza ve daha çok level atlayanların çok zeki sayıldığı bir dönem yaşadık. İslendirilmiş camla güneş tutulmasını izlediğini anlatsan şimdi; siz hangi çağda yaşadınız derler öyle ya buzdolabı bile yoktu.

Dünyanın dört bir yanında çocuklar ölüyordu ve biz çocuk olarak bundan habersizdik. Tek derdimiz oyun oynamaktı, dünyanın her tarafındaki çocuklar gibi tek derdimiz oyun oynamaktı. Çok sonraları öğrendik ki dünyanın birçok yerine göre şanslı çocuklardandık, sokaklarda özgürce oynayabiliyorduk ve en azından oyun oynarken üzerimize bombalar atılmamıştı. Biz bilmiyorduk ama büyüklerimiz bizim için kararlar almışlardı; 20'lerde 50'ler de konuşmuşlar bildiri yayınlamışlar vs. sonra teee 1989 yılında bizler ilkokulun başlarındayken henüz. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi imzalamışlar. Şimdilerde Dünya Çocuk Hakları Günü imiş adı ve 20 Kasım tarihinde farkındalık amacıyla kutlanırmış. Büyüdük her şey değişmişti, dünyanın her yanından çocuk ölümlerinin haberi geliyordu hemen her gün ve sahile cansız bedeni vuran Aylan bebeğin fotoğrafı birincilik ödülü alıyordu. Bir zamanlar çocuk olanlar şimdilerde çocukların üzerine bombalar yağdırmaktan gurur duyuyorlar sanki.

Biz büyüdük çocukluk büyümedi ve unutmamak gerekir ki; onların tek derdi oyun oynamak... Daha özgür oyun oynanabilen bir dünya umuduyla tüm çocukların Dünya Çocuk Hakları Günü'nü kutlu olsun.


Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri