27.11

2018

O Bir Devdi

Zübeyde Yalçınkaya

Boyu 2.51 cm olan adamın elleri 27,5 santimetre uzunluğunda ve ayaklarıysa 36,5 santimetreydi. Adamın ayakkabısı 60 cm, pantolon boyu ise 1,50 metreydi. Adam boyuna göre zayıf gözükse de yine çevresindeki çoğu insandan oldukça iri bir yapıya sahip olması onun bu zayıflığını görünür olmasından uzaklaştırıyordu.
Adam çocukluğundan beri insanlar arasına ötekileştirilip, uzaklaştırılıyordu. Kimse onunla arkadaş olmak istemiyordu. Çünkü onun iriliği insanları ürkütüyordu. En basitinde o çocukluğunda yetişkinlerin kıyafetlerini giyiyordu, bir yetişkin kadar yiyor ve içiyordu. Yaşıtlarından birine sevgi göstergesi olarak sarılmak istese karşısındaki kişinin onun bu eyleminden canı yandığı için kimse onun sevgisini göstermesini istemiyordu. Oturduğu yerde yağmur yağınca çamurlaşan yerlerde dev gibi ayak izleri çıkıyordu. O ise hiç yağmurun yağmasını istemiyordu. Çünkü onunla yaşıt olan akranları yağmur nedeniyle çamurlaşan yerlerde ayak izi çıkan devin arkasından yürüyüp o izlerin üzerine basarak devin ayağının kendilerininkinden ne kadar büyük olduğunu ölçerek anlamaya çalışıyorlardı. Bazısı devin arkasından seslenerek, onu aşağılamak için dev ayak diyordu. Bu ise devin içini acıtsa da elinden bir şey gelmiyordu. O insanlara kızamıyordu. Çünkü dev olması onların suçu değildi. Hem onlara fevri davranarak onların kendisinden daha da uzaklaşmalarını istemiyordu. Devin tek sorunu bu değildi. Keşke sadece boyu ve ayakları büyük olsaydı. Ama değil! Devin sürekli büyüyen organları vardı ve bu nedenle organlarını bedeni taşıyamadığı için kasları eriyor ve bu nedenle bastonla gezmek zorunda kalıyordu. En önemlisi ise bizimkinin beynindeki hipofiz bezinin aşırı salgılanması yüzünden beyninde tümör oluşmuştu. Acil ameliyat olması gereken dev her an için ölümle burun buruna yaşıyordu. Dev büyüyüp genç olduğunda tümörde onunla birlikte büyümüş ve acil ameliyat edilmesi gereken bir duruma gelmişti. Allah'tan bazı insanların yüreğinde iyilik duygusu bitmemişti. Dev'in haline üzülen doktoru onun ameliyatını bedavadan yapmıştı. Fakat ameliyat yeterince başarılı geçmemişti. Tümörün büyük bir kısmı alınsa da beyinde bir kısmı kalmıştı. Bu nedenle dev için ikinci bir ameliyatın yapılması gerekiyordu. Bunun içinde yurtdışına gitmesi ve orada ameliyatını yaptırması gerekiyordu. Çünkü o ameliyatın yapılması için gerekli donanım maalesef ülkesinde yoktu. Ve devinde o ameliyatı yaptıracak gücü...
Dev, 3 metre boyunda olan yatağına yattı. Bu yatakta mahallesindeki marangoz Hüsrev dede tarafından yapılmıştı. Marangoz Hüsrev dede sadece dev için yatak değil, oturabileceği koltuk, sandalye, masa, vb. yapmıştı ve bunların hiçbiri için ücrette talep etmemişti. Devin durumunu öğrenen Hüsrev Dede onun için büyümeyen organlar yapmak isterdi, ama bunun imkânı yoktu. Fakat devin beynindeki tümörden kurtulması için ona yeniden bir iyilik yapabilirdi. Bunun için Hüsrev dede köyündeki evini, arazilerini ve mahalledeki dükkanını sattı. Kendi kendine,
-Nede olsa evladım yok ve Ali devde olsa benim bir evladım gibidir. Onun için satmayacağım da bu malı kime saklayacağım, dedi. Ali yurt dışına gerekli işlemler yapıldıktan sonra gitti. Ülkesinde dışlanan bizimkisi sokaklarda insan sevgi seli ve ilgisiyle karşılaştı. İlk kez çevresindeki birkaç kişi dışında insanmış gibi muamele gördü. Kimse ondan kaçmıyor, aksine ona yardım etmeye çalışıyorlardı. Ali çok sevindi. Ve yıllarca devliğinden utanırken, ilk kez devliğinden gurur duydu. Önce ameliyat olan genç, sonra ülkesine tekrar döndü. O dışlanmış olduğu hayatın bir parçası olarak hayatını yeniden sürdürmeye başladı. Fakat kısa bir süre sonra onun gibi dev olan yabancı bir kadın bizimkinin izini sürerek evine ziyarete geldi. Adam yurt dışındayken dünyanın en uzun adamı ilan edilmişti. O ülkede ve başka ülke haberlerinde dev adam gösterilmiş ve hatta bu haberlerde çıktığı için bizimkine bir miktarda para vermişlerdi. Kadına gelince o da bizimki gibi uzunluğundan mustarip olan biriydi. Derdi bizim devle arkadaş olmaktı. Dünyada dev olan zaten kaç kişi vardı ki. Bizimki kızla arkadaş oldu. Ona yarım yamalak da olsa sahip olduğu İngilizceyle hayatını anlattı. Kızda ona anlatıyordu. Böyle böyle derken kız ve bizimki arasında duygusal bir bağ oluştu. Kısa bir süre sonrada iki dev evlendiler. Çevresinde devi dışlayanların hepsi onların düğününe katıldılar. Acaba bir devin düğünü nasıl olur diyerek!...


Zübeyde Yalçınkaya

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri