28.11

2018

Kızıl Kutu 'Başlangıç'

Hüseyin Özüpekçe
Hey bayım bayım diyerek adamın omzuna dokundu. Adamın az önce elini cebinden çıkarırken düşürdüğü kibrit kutusuna benzer üzerinde değişik figürlerin olduğu ahşap kutucuğu uzattı. Adam döndü; üşümüş ve soğuktan çatlamış ellerini paltosunun cebinden çıkardı; kutuya uzandı vazgeçti sonra. Adam kutuyu uzun yıllar yanından hiç ayırmamıştı her zaman cebinde olurdu. Bunu bilmeyen kadın adamın kutuyu almamasından ve öylece durup bakmasından bir şey anlamadı. Adamın kendisine gelmesini sağlayacak bir dokunuşla bayım almayacakmısınız dedi. Adamın yüzünde belli belirsiz bir ifade vardı. Kendisine ait olan bir eşyayı alıp alma konusunda neden tereddüt ediyor diye düşündü kadın. Adam sonunda gülümseyerek sizde kalsın eğer vermek isterseniz bir hafta sonra bu saatte yine burda olacağım dedi. Kadın şaşkın hayır hayır neden böyle bir şey yapayım dedi. Adam gözlerini kadının gözlerine dikti; elini uzatarak kadının kutuyu tutan elini kapadı ve lütfen dedi. Yaşlı adamın bir hayli etkileyici bir o kadar keskin bu bakışından sonra kadın bir şey diyememişti. Avucundaki kutuyu göstererek bir hafta sonra dedi. Yaşlı adamda ısrarla gizli tutun demişti. Adam başını salladı ve farklı yönlerde şehrin kalabalığına karıştılar.

Adam ikamet ettiği şehrin merkezinde ve en eski yapılardan biri olan evinin yolunu tuttu. Kadın olanlardan hiç bir şey anlamamış bir şekilde kutuyu cebine koymuş biraz önce katıldığı sınavı düşünüyordu. Birkaç yıldır devletin gizli makamlarına atanacak insanların seçildiği bu sınavlara giriyor fakat bir türlü kazanamıyordu. Bir kaç gün sonra az önce girmiş olduğu yazılı sınavı geçmesi durumunda devletin üst düzey yetkililerinin katılacağı bir de mülakatı olacaktı. Çok fazla kimsenin bilmediği bu gizli sınavlar yılda bir kez yapılır ve sınava davet edilecekleri devlet gizlilik içinde belirler ve sınav yerini ve gününü bildirirlerdi. Bir kimseye birden fazla şans verildiği de oluyordu. Üç yıl kadar önce yüksekokuldan henüz mezun olmuşken tanışmıştı bu sınavla. Görevli altında devlet başkanının imzası olan davetiyeyi vermiş ve gizli kalması konusundaki herşeyi anlatmıştı. Sınav hakkında başka bir kimseye bilgi vermek ve konuşmak yasaktı. Konuşmama konusunda sınava çağrılanlara ciddi şekilde ikazlar yapılırdı.

Kadın şehrin kuzey yönündeki evinde varmış; biraz dinlentikten sonra sınavı kazanması durumunda mülakatta başarılı olmak için kitapları karıştırmaya başlamıştı. Bir saat kadar sonra aklında yaşadığı olay geldi. Çalışma odasından vestiyere uzanan küçük koridoru geçti; paltosunun cebindeki kutuyu aldı tekrar çalışma odasına geldi. Kitap okumak için kullandığı koltuğuna oturdu. Koltuk zemine kadar camla kaplı pencerenin önündeydi. Dışarıda bulutlu ve soğuk bir hava vardı. Önce kutunun dışındaki motifleri inceledi pek bir anlam çıkaramadı; gördüğü herhangi bir figüreiqr benzemiyordu. Kapağı tutan halkayı açtı. Sararmış bir kağıt vardı, kağıdı koltuğun koluna bıraktı. Kapağın iç tarafındaki figüre baktı bir motiften daha çok yazıya benziyordu. Gördüğü herhangi bir alfabeye de benzetemedi. Kağıdı aldı bir hayli sararmış kitap sayfası kadar boyutlarda ki kağıt bugünkü kâğıtlara benzemiyordu oldukça ince bir o kadar da sağlam görünüyordu. Kağıdın üst sol köşesinde ve sağ alt köşesinde de kutunun iç tarafındaki sembollerden vardı. Başkada yazı yoktu. Tekrar kutuyu aldı inceledi herhangi bir şey göremedi tam kutuyu bırakacakken açma halkasının alt tarafındaki çıkıntıyı farketti. Kutuya zarar vermek istemiyordu ancak çıkıntının içinde bir şey olduğu belliydi. Açma halkasının alt tarafında iğne ucu inceliğinde çok küçük bir fazlalık vardı biraz yakından bakınca düz olmadığını farketti. Açma halkası aynı zamanda alttaki çıkıntıyı açmak için bir anahtardı. Hafifçe çevirince kibrit boyunda incecik bir kalem eline düştü. Kalemin üzerinde de belli belirsiz semboller vardı. Aklı bir hayli karışmış bir şekilde kalemi kağıdı ve kutuyu çalışma masasına bıraktı. Koridordan salona yöneldi; televizyonda ülke gündemini meşgul eden siyasi ekonomik bir çok haber vardı. İzledi bir süre. Bilgisayarını aldı dizlerinin üzerine koydu internetten bu ahşap kutuya benzer kutuları araştırmak istedi fakat benzeyen bir sonuç bulamadı. Kutu ve kağıt üzerindeki sembolleri aradı yine bir sonuç bulamadı. Bilgisayarı kenara bıraktı salonun hemen karşısındaki mutfağa yöneldi birşeyler hazırlayıp tabağa aldı televizyonun karşısına geçti. Bir saat kadar kanallar arasında gezindi. Mutfağa yöneldi tekrar kahvesini yapıp çalışma odasına döndü. Masanın üzerinde duran kutuyu kağıdı ve kalemi masanın uç kısmına bıraktı, kitaplar arasında mülakatta işine yarayacak bilgiler arıyordu. Küçük notlar tutmuştu onlara da baktı, bu sınavdan geçememekten bir hayli sıkılmıştı. Kitaplığa baktı uzun zamandır okumak istediği bir kitap vardı aldı koltuğa geçti. Daha ilk sayfadan kapılmıştı kurguya. İki saat kadar aralıksız okudu bölüm sonunda kitabı bıraktı. Hayli geç olmuştu uyumaya gitti.

Erken uyanmaya alışık olsada bu sabah daha geç uyanmıştı. Kapıya asılan ekmeği almak için açtığında bir zarf olduğunu gördü. Ekmeği ve zarfı alıp mutfağa geçti. Zarfın içinde bir zarf daha vardı. Bu mülakata davet anlamını taşıyordu. Heyecanlandı her zaman ki gibi ama aniden içini bir burukluk kapladı. Yine olmazsa diye geçirdi aklından. Kahvaltıdan sonra çalışma odasına yöneldi.

Yaşlı adam ahşap merdivenleri indi. Çok uzun zaman taşıdığı kutu artık kendisinde değildi belki de artık bu yükü başkasına devretmişti. Bunu öğrenmek için altı günü vardı. Altı gün sonra kadın kutuyu vermek için gelmezse yük artık kadında olacaktı. Neredeyse devletin son bir asrına şahit olmuş yorgun gözleri hüzünlüydü. Eğer kadın kutuyu vermezse en az bir yıl daha bekleyecek ve yeni yapılacak sınav çıkışında başka birinin yanında kutuyu düşürecek herşey yeniden başlayacaktı. Kadın kutuyu vermez ve taşımaya karar verirse bu evide ona devredecekti. Kadın henüz bilmiyordu ama devletin binlerce yıllık tarihinin ilk günlerinde hazırlanan bu kutu taşıyanın ömrünü uzatıyor ve yeryüzünde erişilmesi imkansız bilgileri sunuyordu. İlk yapıldığında kutudan haberi olan bir kaç kişi vardı. Bir tanesi kutudan bahseder bir belge oluşturmuş ve oğuldan oğula geçen bir arayış başlamıştı. Adam herzamanki kıyafetleri ile sokağa çıktı. Bugün ilk defa ne yapacağını bilmiyordu öylece yürüdü caddelerde.

Evden çıkan genç şehrin merkezine yakın doğu yönündeki işyerine yürüyordu. Yüzlerce yıldır oğuldan oğula geçen belge cebindeydi. Belgede devletin kurulduğu gün neler yaşandığı ve birkaç kişinin ismi ve şuan kadında olan kutudan bahsediliyordu. Babasından kendisine geçeli beş yılı aşmıştı. Başlarda çok üzerinde durmasada son iki üç yıldır yoğun bir araştırma ile kutunun peşine düşmüştü. Babası hafiye usulü kutunun peşinde ömrünü tamamlamıştı. Kendisi ise gelişen modern teknolojinin her öğesini kutuyu aramak için kullanıyordu. Büyük atasının hazırladığı belgeden kutunun boyutu ve üzerindeki birkaç sembolden haberdardı.

Kadın mülakata çağrılma davetiyesini sakladı. Giderken yanına alacaktı. Kitaplar arasında bilgiler ararken gözü kutuya ilişti. Kutuyu aldı sembollere baktı yine bir anlam veremedi. Kağıdı ve kalemi aldı. Birşey yazsa acaba zarar vermekte istemiyordu. Başka bir kağıda kutudan çıkan kalemle adını yazdı. Farklı bir incelikle bir yazısı vardı kalemin. Nasıl bir yapısı olduğunu da anlamadı. Mürekkebi filan yoktu. Sonra kağıdı aldı ışığa tuttu semboller dışında çok çok küçük bir kaç izden başka bir şey yoktu. Kağıdı katladı kalemi yerine koydu ve kutuyu sakladı.

Şehrin merkezine yakın kütüphaneye vardığında her zaman ki gibi eski arşivlerin olduğu zemin kata yöneldi. Genç adam işyerine gelmiş rutin işlerinden sonra kimsenin haberi olmayan arayışı için araştırmasına devam ediyordu. Bu arada yaşlı adam binanın önünden geçmiş karşıdaki kafede kahvesini yudumluyordu. Genç adam bilmiyordu ama kutunun halihazırdaki taşıyıcısı kadın yaşlı adam ve kendisi şuanda bir birine oldukça yakınlardı. Genç adam bilgisayar sistemlerindeki eksiklerden yararlanacak bir program geliştirmişti bu yolla kendisinin programa girdiği verileri internet üzerinde arayanlara ulaşıyordu. Baktığında dünyanın birkaç farklı yerinde yine benzer aramalar olmuştu. Fakat kadın bu sınavlara davet edildiğinde herkese uygulanan protokol gereği korumalı bilgisayar kullanıyordu ve genç adam bu aramanın sonuçlarını göremiyordu. Aramaları biraz daha daralttıktan sonra genç adam kendi arayışı ile ilgili olmadıklarını anladı ve rutin işlerine döndü. Bu program dışında ses programları da geliştirmiş kutuyla ilgili herhangi bir konuşma olursa haberi olacaktı ancak yaşlı adamda kadında protokoller gereği güvenli cihazlar kullanıyordu. Ancak başka biri ile iletişim kurarlarsa genç adamın haberi olacaktı.

Vakit öğlen olmuş adam işyerinden çıkarak yemeğe gitmişti. Kendisinden birkaç dakika önce aynı masada oturan yaşlı adamsa evine doğru yürümekteydi. Kadın kütüphanenin zemin katında işine yarayacak bilgiler peşindeydi. Herkes farklı bir arayış içinde hayatını sürdürüyordu. Sürüp giden iki günden sonra kadın kağıda birşeyler yazmak istiyordu. Kağıda bir zarar gelmesini istemiyordu ancak merakı iyiden iyiye artmıştı. Kitapları bir kenara bıraktı boş bir kağıt aldı kutudan çıkan kağıdın altına koydu kalemi aldı ve düşünmeye başladı; ne yazmalıydı. Genç adam evinde bilgisayarından yine birşeyler araştırıyordu. Yaşlı adamsa ikinci kattaki kütüphanesinde yüzlerce kitabın arasında yorgun zihnine iyi gelecek bir kitap bakıyordu. Yaşlı adamın kütüphanesi kutuyu daha önce taşıyanların oluşturduğu bir kütüphane idi. Kimi beş yıl kimi üç yıl kimi daha uzun süre ama en çok kendisi taşımıştı. Kutu kendisine geldiğinde otuzlu yaşların ortasında idi şimdi kimse bilmesede neredeyse yüzkırk yaşına gelmişti. Bunca yıl kutu ömrünü uzatmış ve kendisine binlerce yıllık bilgiler sunmuştu.

Kadın sonunda adını yazmaya karar verdi. Adını sol üst köşedeki sembollerin biraz alt tarafına yazdı. Önce bir şey fark etmedi ancak bir kaç saniye daha sonra adı kayboldu. Bunun yerine belli belirsiz başka bişeyler görünmeye başladı.
Kağıdı diğer kağıdın üzerinden alınca belirip kaybolan isimler ve bilgiler gördü. Bir süre belirip kaybolan isimlere bilgilere baktı. Bir kaç dakika sonra daha önce büyükbabasının da bahsettiği isimleri gördüğünde bu isimlerin ve bilgilerin kendi atalarına ait olduğunu anladı. Büyük bir şaşkınlık yaşıyordu. İsimler ve bilgiler beliriyor ve kayboluyordu. Epey bir süre en son kendi adını gördü ve belirip kaybolan yazılar sona erdi. Aklından onca çok şey geçtiki büyük bir baş ağrısı yaşadı. Kutuyu kağıdı ve kalemi sakladı çalışma odasındaki koltuğa oturdu. Uyumuştu caddeden gelen sesle uyandı. Bir kaza yaşanmıştı. Işığı açtı baş ağrısı epey hafiflemişti. Camdan dışarı baktı arabalar çekiliyordu insanların hareketlerinden kimseye birşey olmadığı anlaşılıyordu.

Mutfaktan kahvesiyle çalışma odasına döndüğünde olanları düşündü uzun zamandır uzak durduğu sigara geldi aklına. Açılmamış pakete uzandı, yaktı bir tane iyi gelmişti. Kağıdı tekrar aldı başka bir kağıdın üzerine koydu aklında onlarca soru ne yazmalıydı. Sonra vazgeçti başında hala hafif baş ağrısı vardı. Kutuyu kalemi kağıdı tekrar sakladı. Caddeye indi hava bir hayli soğuktu. Öylece yürüyüp olanları düşünürken yüzüne çarpan soğuk hava iyi gelmişti. Aklından yaşlı adamı bulmak ve sorular sormak geçiyordu. Sınavda yaklaşıyordu belkide bu son şansıydı. Eve doğru yürümeye başladı kitaplar arasında mülakatında işine yarayacak bilgiler arayacaktı. Eve gelmiş kahvesini yapmış çalışma odasında kitaplara dalmıştı. Yorgun gözlerini ovuşturdu, odanın ışığını kapadı. Bir bardak su içti ve uyumaya yöneldi. Yaşlı adam nihayet zihnini rahatlatacağını düşündüğü bir kitap bulmuştu. Kurgusu aşk olan bir roman seçmişti. Uzun ömründe çokça aşık olsada kimseyle uzun süreli birlikteliği olmamıştı onun kaderi uzun ömrünü yalnız tamamlamaktı.

Kadın sabah erkenden uyanmış üç gün sonra gireceği sınavı düşünüyordu. Kapıya asılan ekmeği alıp mutfağa yöneldi. Yaşlı adam sabahın ilk saatlerine kadar kitabı okumuş kütüphanesinin karşısındaki odada derin bir uykuya yatmıştı. Genç adam da gecenin geç saatlerine kadar kutunun izini bulmaya çalışmış bilgisayar başında epey yorulmuştu. Sabah hazırlanıp işyerine doğru yürümekteydi. Araba kullanmıyordu çokta uzak olmayan işyerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyordu. Hergün yakınından geçtiği evlerden birinde ailesinin yüzlerce yıllık araması olduğundan habersizdi...

Hüseyin Özüpekçe

Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Etiketler: kızıl-kutu-sır-kader
Şiirlerin ve denemelerin telif hakları ve sorumluluğu sahiplerine aittir. Siirkolik.com telif hakları yasasınca şiir teliflerine bağlı kalmayı taahhüt eder.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Siirkolik Şiir Bildirimleri